<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Gidenler.Me | Yazınsal Sorunlar - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>https://gidenler.me/</link>
		<description><![CDATA[Gidenler.Me | Yazınsal Sorunlar - https://gidenler.me]]></description>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:00:03 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gölge ile Işık Arasında: İnsanın Kendini İnşa Mücadelesi]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-732.html</link>
			<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 09:11:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-732.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son dönemde çokça duyduğum bir sözcük var. Söyleyen kişi anlamını tam olarak bilerek mi kullanıyor, yoksa bilmezden mi geliyor, buna pek anlam veremiyorum. Hangi sözcükten mi bahsediyorum: Etik!</span><br />
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_07_07_26_8_35_57.png" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_07_07_26_8_35_57.png" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana sadece avlanıp av olmamak için barınaklar kurmakla, yani yalnızca hayatta kalmakla yetinmemiş; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Nasıl yaşamalıyız?"</span> sorusunun da peşinden gitmiştir. İşte bu soru, bizi insan kılan, davranışlarımıza yön veren ve toplum olarak bir arada yaşamamızı mümkün kılan en temel pusulaya, yani etiğe götürür. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Etik, sadece neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen yazısız bir kurallar bütünü değildir; insanın kendisiyle yüzleşmesi, puslu bir dünyada yönünü bulma çabasıdır.</span><br />
<br />
Etik sözcüğünün kökenine indiğimizde, kavramın derinliği daha net anlaşılır. Kelime, Antik Yunanca’da "karakter", "adet", "töre" veya "alışılan yer/durak" anlamına gelen ethos sözcüğünden türetilmiştir. İlginçtir ki ethos, ilk zamanlarında hayvanların sığındığı, kendilerini güvende hissettikleri "barınak" anlamına da geliyordu. Bu etimolojik köken, etiğin insan yaşamındaki gerçek işlevini gözler önüne serer: Etik, insanın vahşi doğadan sıyrılıp kendine kurduğu zihinsel ve toplumsal barınaktır. Karakterimiz bizim evimizdir ve etik, o evin temel taşlarını oluşturur.<br />
<br />
Felsefi açıdan bakarsak etik, değerleri ve ahlaki eylemleri inceleyen temel bir disiplindir. Felsefe tarihi, "iyi"nin ne olduğunu bulmaya çalışan bir fikir arenasıdır. Bu arenaya giriş yaptığınızda sizi karşılayacak en önemli düşünürlerden biri hiç şüphesiz Platon’dur. Platon için etik, kozmik bir düzenin yeryüzündeki yansımasıdır. O, etiği "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi İdeası</span>" ile temellendirir. Platon’a göre gerçek bilgi erdemle eş değerdir ve insan ancak bu bilgiyi arayarak ruhunu yetkinleştirebilir. Devlet adlı eserinde Platon, adaleti hem bireyin ruhundaki uyumda hem de toplumun yapısında arar. Onun şu sözü, etiğin özünü felsefi bir yalınlıkla özetler:<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Önemli olan sadece yaşamak değil, doğru ve iyi yaşamaktır."</span><br />
<br />
Platon’un bu idealist yaklaşımı, etiği ölümlü olan dünyanın ötesinde mutlak bir hakikat arayışına dönüştürür.<br />
<br />
Ancak insan sadece bir topluluk üyesi değil; düşünen, sorgulayan ve bu düşünceleri eyleme döken bir canlıdır. Bu noktada etik, bireysel vicdanın toplumsal sözleşmeye dönüştüğü alandır. Toplumlar, kaosa engel olmak ve bir arada kalabilmek için yazılı olmayan normlar ve değer sistemleri üretirler. Émile Durkheim gibi sosyologların da vurguladığı gibi, ahlak ve etik değerler toplumu bir arada tutan bir "toplumsal çimento" görevi görür. Toplumsal yapılar değiştikçe etik algısı da evrilir; dün normal karşılanan bir pratik, bugün etik dışı kabul edilebilir. Dolayısıyla sosyolojik etik dinamiktir; insanın kültürle, tarihle ve "ötekiyle" kurduğu ilişkinin bir aynasıdır.<br />
<br />
Peki, insanı bu kurallara uymaya ya da onları yıkmaya iten içsel mekanizma nedir? İşte bu, etiğin psikolojik boyutudur. Psikoloji, etiğin "nasıl olması gerektiğiyle" değil, insanın "neden öyle davrandığıyla" ilgilenir. Lawrence Kohlberg’in ahlaki gelişim teorisi, insanın çocukluktaki "ceza almaktan korkma" evresinden, yetişkinlikteki "evrensel etik ilkelere bağlılık" evresine nasıl geçtiğini gösterir. Psikolojik açıdan etik bir davranışta bulunmak; bireyin dürtülerini kontrol edebilmesi, empati kurabilmesi ve bencil arzularını evrensel bir iyi uğruna törpüleyebilmesi demektir. İnsanın içindeki "id" (ilkel arzular) ile "süper ego" (toplumsal vicdan) arasındaki o dinmeyen savaş, psikolojik etiğin tam kalbinde yer alır.<br />
<br />
Sonuç olarak etik; felsefenin derin koridorlarında şekillenen, sosyolojinin toplumsal meydanlarında test edilen ve psikolojinin içsel labirentlerinde deneyimlenen bütüncül bir olgudur. Platon’dan modern döneme kadar uzanan bu arayış, insanın kusursuz olma çabası değil, kusurlarının farkında olarak daha adil bir dünya kurma gayretidir. Pusulamız ne kadar güçlü olursa, insanlığın yolculuğu da o kadar aydınlık olacaktır. Çünkü nihayetinde bizi barbarlıktan ayıran tek şey, içimizdeki o sönmeyen doğruyu arama arzusudur.<div align="center">
  <center><br />
    <table border="0" bordercolor="gray" cellpadding="0" cellspacing="0" style="background-color: #f7f7f7; border-collapse: collapse; width: 100%;">
      <tbody>
        <tr>
          <td valign="top" width="90%" style="font-family: Trebuchet MS;">
            <p align="left">Bu metnin taslağı yazar tarafından kaleme alınmış, dil bilgisi ve akıcılık düzenlemeleri Gemini iş birliğiyle tamamlanarak siz kıymetli okuyucularımızın beğenisine sunulmuştur. </p>
          </td>
           <td valign="top" width="10%">
            <img border="0" height="70" src="images/v2/bbcode/dikkat.png" style="text-align: left;" /><div style="text-align: center;"></div><div style="text-align: center;"><b><span style="color: red; font-family: times;">DİKKAT</span></b></div></td>
<br />
        </tr>
      </tbody>
    </table>
  </center><br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son dönemde çokça duyduğum bir sözcük var. Söyleyen kişi anlamını tam olarak bilerek mi kullanıyor, yoksa bilmezden mi geliyor, buna pek anlam veremiyorum. Hangi sözcükten mi bahsediyorum: Etik!</span><br />
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_07_07_26_8_35_57.png" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_07_07_26_8_35_57.png" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana sadece avlanıp av olmamak için barınaklar kurmakla, yani yalnızca hayatta kalmakla yetinmemiş; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Nasıl yaşamalıyız?"</span> sorusunun da peşinden gitmiştir. İşte bu soru, bizi insan kılan, davranışlarımıza yön veren ve toplum olarak bir arada yaşamamızı mümkün kılan en temel pusulaya, yani etiğe götürür. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Etik, sadece neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen yazısız bir kurallar bütünü değildir; insanın kendisiyle yüzleşmesi, puslu bir dünyada yönünü bulma çabasıdır.</span><br />
<br />
Etik sözcüğünün kökenine indiğimizde, kavramın derinliği daha net anlaşılır. Kelime, Antik Yunanca’da "karakter", "adet", "töre" veya "alışılan yer/durak" anlamına gelen ethos sözcüğünden türetilmiştir. İlginçtir ki ethos, ilk zamanlarında hayvanların sığındığı, kendilerini güvende hissettikleri "barınak" anlamına da geliyordu. Bu etimolojik köken, etiğin insan yaşamındaki gerçek işlevini gözler önüne serer: Etik, insanın vahşi doğadan sıyrılıp kendine kurduğu zihinsel ve toplumsal barınaktır. Karakterimiz bizim evimizdir ve etik, o evin temel taşlarını oluşturur.<br />
<br />
Felsefi açıdan bakarsak etik, değerleri ve ahlaki eylemleri inceleyen temel bir disiplindir. Felsefe tarihi, "iyi"nin ne olduğunu bulmaya çalışan bir fikir arenasıdır. Bu arenaya giriş yaptığınızda sizi karşılayacak en önemli düşünürlerden biri hiç şüphesiz Platon’dur. Platon için etik, kozmik bir düzenin yeryüzündeki yansımasıdır. O, etiği "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi İdeası</span>" ile temellendirir. Platon’a göre gerçek bilgi erdemle eş değerdir ve insan ancak bu bilgiyi arayarak ruhunu yetkinleştirebilir. Devlet adlı eserinde Platon, adaleti hem bireyin ruhundaki uyumda hem de toplumun yapısında arar. Onun şu sözü, etiğin özünü felsefi bir yalınlıkla özetler:<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Önemli olan sadece yaşamak değil, doğru ve iyi yaşamaktır."</span><br />
<br />
Platon’un bu idealist yaklaşımı, etiği ölümlü olan dünyanın ötesinde mutlak bir hakikat arayışına dönüştürür.<br />
<br />
Ancak insan sadece bir topluluk üyesi değil; düşünen, sorgulayan ve bu düşünceleri eyleme döken bir canlıdır. Bu noktada etik, bireysel vicdanın toplumsal sözleşmeye dönüştüğü alandır. Toplumlar, kaosa engel olmak ve bir arada kalabilmek için yazılı olmayan normlar ve değer sistemleri üretirler. Émile Durkheim gibi sosyologların da vurguladığı gibi, ahlak ve etik değerler toplumu bir arada tutan bir "toplumsal çimento" görevi görür. Toplumsal yapılar değiştikçe etik algısı da evrilir; dün normal karşılanan bir pratik, bugün etik dışı kabul edilebilir. Dolayısıyla sosyolojik etik dinamiktir; insanın kültürle, tarihle ve "ötekiyle" kurduğu ilişkinin bir aynasıdır.<br />
<br />
Peki, insanı bu kurallara uymaya ya da onları yıkmaya iten içsel mekanizma nedir? İşte bu, etiğin psikolojik boyutudur. Psikoloji, etiğin "nasıl olması gerektiğiyle" değil, insanın "neden öyle davrandığıyla" ilgilenir. Lawrence Kohlberg’in ahlaki gelişim teorisi, insanın çocukluktaki "ceza almaktan korkma" evresinden, yetişkinlikteki "evrensel etik ilkelere bağlılık" evresine nasıl geçtiğini gösterir. Psikolojik açıdan etik bir davranışta bulunmak; bireyin dürtülerini kontrol edebilmesi, empati kurabilmesi ve bencil arzularını evrensel bir iyi uğruna törpüleyebilmesi demektir. İnsanın içindeki "id" (ilkel arzular) ile "süper ego" (toplumsal vicdan) arasındaki o dinmeyen savaş, psikolojik etiğin tam kalbinde yer alır.<br />
<br />
Sonuç olarak etik; felsefenin derin koridorlarında şekillenen, sosyolojinin toplumsal meydanlarında test edilen ve psikolojinin içsel labirentlerinde deneyimlenen bütüncül bir olgudur. Platon’dan modern döneme kadar uzanan bu arayış, insanın kusursuz olma çabası değil, kusurlarının farkında olarak daha adil bir dünya kurma gayretidir. Pusulamız ne kadar güçlü olursa, insanlığın yolculuğu da o kadar aydınlık olacaktır. Çünkü nihayetinde bizi barbarlıktan ayıran tek şey, içimizdeki o sönmeyen doğruyu arama arzusudur.<div align="center">
  <center><br />
    <table border="0" bordercolor="gray" cellpadding="0" cellspacing="0" style="background-color: #f7f7f7; border-collapse: collapse; width: 100%;">
      <tbody>
        <tr>
          <td valign="top" width="90%" style="font-family: Trebuchet MS;">
            <p align="left">Bu metnin taslağı yazar tarafından kaleme alınmış, dil bilgisi ve akıcılık düzenlemeleri Gemini iş birliğiyle tamamlanarak siz kıymetli okuyucularımızın beğenisine sunulmuştur. </p>
          </td>
           <td valign="top" width="10%">
            <img border="0" height="70" src="images/v2/bbcode/dikkat.png" style="text-align: left;" /><div style="text-align: center;"></div><div style="text-align: center;"><b><span style="color: red; font-family: times;">DİKKAT</span></b></div></td>
<br />
        </tr>
      </tbody>
    </table>
  </center><br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İyi insan olmak mı, İyi olarak kalmak mı?]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-731.html</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:39:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-731.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aklıma takılan ve cevap bulamadığım tek soru: İyi insan olmak için uğraşmak mı yoksa iyi olarak tanındıysan bu çizgini korumak mı? Acaba hangisi daha zor?</span><br />
<br />
Hatırlıyorum da bir ortama ilk girdiğim zaman benim için düşünülenler <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"çok havalı olmaya çalışıyor", "burnu çok havada", "bize pislikmişiz de yaklaşmıyor"</span> ... diye düşünen ve daha sonra da benimle tanışıpta "senin hakkında bunları düşünüyorduk duruşunla yaklaşımın birbirinin çok zıttı, sen iyi bir insanmışsın" diyen arkadaşlarla doluydu. Neden böyle düşündünüz diye sorduğumda ise <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"ya biz şakalaşıyorduk diğerleriyle ama sen buna katılmıyordun", "konu ne olursa olsun sohbete katılmıyordun", "derste hocayı pür dikkat takip edip ders sonlarında kütüphaneye gömülüyordun ve bizleri görmezden geliyordun çalışma odalarında"</span> sözleriydi. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #C10300;" class="mycode_color">[Sohbete dahil olmazdım bana kimse bir şey sormadı ve bana kimse söz hakkı tanımadı; şakaya katılamazdım insanlar samimi olduklarına şaka yapar; hocayı pür dikkat takip ederdim evet ama onu derste anlamak zorundaydım eğer onu anlayamazsam bunun üstesinden gelebilmek için daha fazla efor harcamam gerekecek, bu da günlük hayatımda bazı şeylerde tasarrufa gitmem demek ve ben bunu istemiyordum; kütüphaneye gün sonu giderdim ve anlatılanları başka kaynaklardan da incelemek anladığım ver varsa hemen düzeltmek, anlatılanlarda eksik bir şeyler varsa gidermek, fazlası varsa dahasını da öğrenmek istiyordum. Bu durumlarda çok konsantre olduğum için sadece aradığım şeye odaklıyımdır gözüm kimseyi görmez.]</span></span> Daha sonra ise bir arkadaşımın sözüydü bu daha sonra samimiyeti bu hareketimden dolayı kurmuştuk: "<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">tüm arkadaşlarım bana yardım etmezken senden bir istekte bulunduğumda ki -ben seni tanımıyorum neden benden bunu istiyorsun, yok- diye beni reddedeceğini düşünürken sen sadece; defter burada sıranın üstünde senin eksiğin nereyse al eksiğini tamamla ve bana defteri eksiksiz getir dedin, ben ondan önce birinden ihanete uğramıştım ama sen beni daha tanımadan bana yardım ettin</span>" demesiydi. Evet çalışmaya çalışan her dersi en ön sıralardan takip eden biriydim üniversite öğrencisiyken ama bunu yapma nedenim sınıf birincisi olmak değil, insanları aşağılamak değil tam aksine kendi notum dışındakilerini anlamamaktan ayrıca ben öğrenciysem ve bu dersler katılamak benim ödevimse bunu yerine getirmek için çaba sarfetmemden kaynaklıydı. Bunlarda beni; havalı(!), kendini beğenmiş(!), ... gibi ithamlarda bulunulmama yol açıyordu  <img src="https://gidenler.me/images/v2/smile/ozomg.gif" alt="şaşır" title="şaşır" class="smilie smilie_52" /> <br />
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_29_06_26_8_46_04.png" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_29_06_26_8_46_04.png" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
Ama işin tuhaf yanı bu olay iyi bir dost kazanmamı sağlayıp beni iyi gösterirken diğer yandan benden not isteyen diğer sınıf üyelerinin ise beni saf salak görüp sadece sömürülme aracı olarak görülmemi de göstermişti. Demek ki onların gözünde "iyi insan", kendi sınırları olmayan ve sömürülmeye izin veren insan demekti. Her ne kadar ben notlarımı paylaşsam karşılık beklemesemde -iyi veya kötü- "keriz" yerine konmama neden olmuştu. Tek bir hareket ama iki farklı bakış açısı. Bu birileri için beni iyi gösterirken diğer taraf için köprüyü geçene kadar iyi bir insan olarak görmeler için yeterliydi. Bazı arkadaşlarım notlarını verme, bazıları parayla sat gibi akıl veriyorlardı ama ben öyle düşünmüyordum. Hala da aynıyım. Bilgi para ile satılmaz ve para ile alınmamalı da. Bilen insan gelişir, yanındakini geliştirir ve bu böyle domino etkisi yaratırsa gelişmekte olan ülke değil gelişen ve muhasır medeniyetler seviyesinde bir ülkenin vatandaşı oluruz. Ama tek başıma bunu başaramadım ama bu ülkümden de vazgeçmedim. <br />
<br />
Bir gün kimdi bilmiyorum biri defterimi isteyip getirmeyene kadar (benim defterim derslerde bende aralarda millette fotokopi için geziyordu). O benim için milattı çünkü soyut cebir notlarım yoktu. Çalışacağım tek şey ara sıra baktığım bir kitaptı ve bu kitapta yazım hatalarıyla dolu. Diğer defterlerim için bu riski göze alamam dedim ve notlarımı paylaşmayı sonlandırdım. İşte o gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"iyi insan"</span> olan ben, kainattaki en şeytani yaratığa dönüştüm bir takım sınıf arkadaşlarım tarafından. Çünkü onlar derse gelmeyen gelse de not tutmayan insanlardı, zaten kerizimiz var bizim not tutmaya ya da derse gelmemize ne gerek var gözüyle bakıyorlardı. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #00369B;" class="mycode_color">"Bazı insanlara ne kadar iyilik yaparsanız yapın, bir gün 'hayır' dediğinizde sizden daha kötüsü olmaz. Çünkü onların hafızası, sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiğiniz sürece çalışır.(Charles Bukowski)".</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akran zorbalığının en alasını gördüm.</span> Sınıfta dışlanma, yemekhane de dışlanma, ... en azından dayak yemedim o benim için yeterliydi. Sonra baktılar ki bu yöntemlerle bu iş olacak gibi değil vicdani olarak beni ikna yolları başladı ama asla sebebi benim kötülenmem değil elimdeki notların gitmesinden korkuyordum(bir şeyler öğretecek bir adam olacaktım ve zorda kaldığımda başvuracağım ilk şey kence tuttuğum notlarımdı). Beraber gidelim fotokopi çekin sözü bile yeterli olmuyor, notları isteyen arkadaşlar zaten bana ders vermek(!) -ki defterlerimi yok edip intikam alacaklar- için kabul etmiyordu. Evet finallerde beklenen oldu kalanlar bana <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"yaptığını beğendin mi? Notların olmasaydı kalmayacaktık! Nasıl bir insansın?"</span> diye isyan ediyor, hataların müsebbibi olarak beni görüyorlardı ama unuttukları bir şey vardı: Başarısızlıklarının müsebbibi ben değildim; ben kimsenin sırasını işgal etmemiş, kimsenin defterini ve kalemini elinden almamıştım. Kendi tembelliklerinin faturasını bana keserek vicdanlarını rahatlatıyorlardı. Ama nasıl olduysa iyi bir insan olarak başladığım bu yolda bu iyiliğimi koruyamamıştım.<br />
<br />
Diğer yandan gruptaki samimi olduğum arkadaşlara bakalım yani beni yardımsever görüp bana <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"iyi bir insanmışsın"</span> diyen diğer grup: Onlar bana iyi dediler ama onlar benden daha iyilerdi. Karşılıklı olarak eksiklerimizi kapatmaya çalıştık. Benim eksiğimi görüp <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"hatayı burada yapıyorsun, bu tuzağa düşmemek için şu yolu dene."</span> gibi teklinlerle kendimi geliştirme imkanı yaşattılar. Ben iyi biri olarak nitelendirilmiştim ve bu nitelendirilmem bitmeden devam ediyordu onların gözünde. Burada kendi bencilliğimden dolayı kimse benim iyilik yargımı yadırgamıyordu. Bir konuda eksiğim olup yardım isteyip bu eksiği kapatırken, diğer yanda eksiği olana bildiğim yeri anlatıp konuyu rahatça kavramama destek oluyordu. İki taraftanda (hem anlatan hem de öğrenen) kazan kazan da ben kazanıyordum. Ama iyi bir insan sıfatını koruyordum.<br />
<br />
Anlayamadığım nokta işte tam burası: Bir tarafa yardım etmeye çalışırken kötü olarak nitelendiriliyorken, diğer tarafa yardım ettiğimde bu benim çıkarıma hizmet ederken iyi kabul ediliyorum. Tam tersinin olması gerekmez miydi? Aslında hayır. Yaşadığım bu deneyim bana gösterdi ki; ilk grup benim iyiliğimi bir "görev" olarak benimsemişti. Onlar için "iyi insan", sınırları olmayan ve sömürülmeye elverişli insandı. İkinci grup ise emeğe, insana ve paylaşıma saygı duyuyordu. İyilik, kendini feda etmek değil; emeğinin değer gördüğü yerde, doğru insanlarla birlikte çoğalmaktır.<br />
<div class="baslik_bbcode"><span style="font-size: 15px"><b>Dipnotlar</b></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">1. Friedrich Nietzsche / Köle Ahlakı: Nietzsche, ahlakı "efendi" ve "köle" olarak ayırır. Köle ahlakına sahip zayıf karakterler, disiplinli ve güçlü olanı "kötü" ilan ederek kendi yetersizliklerini ve tembelliklerini meşrulaştırmaya çalışırlar.<br />
2. Albert Camus / Sorumluluk Yansıtması: İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu alamadıklarında karşılaştıkları başarısızlığın suçunu, kendilerine daha önce yardım etmiş olan kişilere yükleme eğilimindedirler.<br />
3. Sınır Çizmenin Etiği: Psikolojide "Hayır" diyebilmek, bireyin özsaygısını koruma eylemidir. Sınırları olmayan bir iyilik erdem değil, istismara davetiyedir.</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aklıma takılan ve cevap bulamadığım tek soru: İyi insan olmak için uğraşmak mı yoksa iyi olarak tanındıysan bu çizgini korumak mı? Acaba hangisi daha zor?</span><br />
<br />
Hatırlıyorum da bir ortama ilk girdiğim zaman benim için düşünülenler <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"çok havalı olmaya çalışıyor", "burnu çok havada", "bize pislikmişiz de yaklaşmıyor"</span> ... diye düşünen ve daha sonra da benimle tanışıpta "senin hakkında bunları düşünüyorduk duruşunla yaklaşımın birbirinin çok zıttı, sen iyi bir insanmışsın" diyen arkadaşlarla doluydu. Neden böyle düşündünüz diye sorduğumda ise <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"ya biz şakalaşıyorduk diğerleriyle ama sen buna katılmıyordun", "konu ne olursa olsun sohbete katılmıyordun", "derste hocayı pür dikkat takip edip ders sonlarında kütüphaneye gömülüyordun ve bizleri görmezden geliyordun çalışma odalarında"</span> sözleriydi. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #C10300;" class="mycode_color">[Sohbete dahil olmazdım bana kimse bir şey sormadı ve bana kimse söz hakkı tanımadı; şakaya katılamazdım insanlar samimi olduklarına şaka yapar; hocayı pür dikkat takip ederdim evet ama onu derste anlamak zorundaydım eğer onu anlayamazsam bunun üstesinden gelebilmek için daha fazla efor harcamam gerekecek, bu da günlük hayatımda bazı şeylerde tasarrufa gitmem demek ve ben bunu istemiyordum; kütüphaneye gün sonu giderdim ve anlatılanları başka kaynaklardan da incelemek anladığım ver varsa hemen düzeltmek, anlatılanlarda eksik bir şeyler varsa gidermek, fazlası varsa dahasını da öğrenmek istiyordum. Bu durumlarda çok konsantre olduğum için sadece aradığım şeye odaklıyımdır gözüm kimseyi görmez.]</span></span> Daha sonra ise bir arkadaşımın sözüydü bu daha sonra samimiyeti bu hareketimden dolayı kurmuştuk: "<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">tüm arkadaşlarım bana yardım etmezken senden bir istekte bulunduğumda ki -ben seni tanımıyorum neden benden bunu istiyorsun, yok- diye beni reddedeceğini düşünürken sen sadece; defter burada sıranın üstünde senin eksiğin nereyse al eksiğini tamamla ve bana defteri eksiksiz getir dedin, ben ondan önce birinden ihanete uğramıştım ama sen beni daha tanımadan bana yardım ettin</span>" demesiydi. Evet çalışmaya çalışan her dersi en ön sıralardan takip eden biriydim üniversite öğrencisiyken ama bunu yapma nedenim sınıf birincisi olmak değil, insanları aşağılamak değil tam aksine kendi notum dışındakilerini anlamamaktan ayrıca ben öğrenciysem ve bu dersler katılamak benim ödevimse bunu yerine getirmek için çaba sarfetmemden kaynaklıydı. Bunlarda beni; havalı(!), kendini beğenmiş(!), ... gibi ithamlarda bulunulmama yol açıyordu  <img src="https://gidenler.me/images/v2/smile/ozomg.gif" alt="şaşır" title="şaşır" class="smilie smilie_52" /> <br />
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_29_06_26_8_46_04.png" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_29_06_26_8_46_04.png" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
Ama işin tuhaf yanı bu olay iyi bir dost kazanmamı sağlayıp beni iyi gösterirken diğer yandan benden not isteyen diğer sınıf üyelerinin ise beni saf salak görüp sadece sömürülme aracı olarak görülmemi de göstermişti. Demek ki onların gözünde "iyi insan", kendi sınırları olmayan ve sömürülmeye izin veren insan demekti. Her ne kadar ben notlarımı paylaşsam karşılık beklemesemde -iyi veya kötü- "keriz" yerine konmama neden olmuştu. Tek bir hareket ama iki farklı bakış açısı. Bu birileri için beni iyi gösterirken diğer taraf için köprüyü geçene kadar iyi bir insan olarak görmeler için yeterliydi. Bazı arkadaşlarım notlarını verme, bazıları parayla sat gibi akıl veriyorlardı ama ben öyle düşünmüyordum. Hala da aynıyım. Bilgi para ile satılmaz ve para ile alınmamalı da. Bilen insan gelişir, yanındakini geliştirir ve bu böyle domino etkisi yaratırsa gelişmekte olan ülke değil gelişen ve muhasır medeniyetler seviyesinde bir ülkenin vatandaşı oluruz. Ama tek başıma bunu başaramadım ama bu ülkümden de vazgeçmedim. <br />
<br />
Bir gün kimdi bilmiyorum biri defterimi isteyip getirmeyene kadar (benim defterim derslerde bende aralarda millette fotokopi için geziyordu). O benim için milattı çünkü soyut cebir notlarım yoktu. Çalışacağım tek şey ara sıra baktığım bir kitaptı ve bu kitapta yazım hatalarıyla dolu. Diğer defterlerim için bu riski göze alamam dedim ve notlarımı paylaşmayı sonlandırdım. İşte o gün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"iyi insan"</span> olan ben, kainattaki en şeytani yaratığa dönüştüm bir takım sınıf arkadaşlarım tarafından. Çünkü onlar derse gelmeyen gelse de not tutmayan insanlardı, zaten kerizimiz var bizim not tutmaya ya da derse gelmemize ne gerek var gözüyle bakıyorlardı. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #00369B;" class="mycode_color">"Bazı insanlara ne kadar iyilik yaparsanız yapın, bir gün 'hayır' dediğinizde sizden daha kötüsü olmaz. Çünkü onların hafızası, sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiğiniz sürece çalışır.(Charles Bukowski)".</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akran zorbalığının en alasını gördüm.</span> Sınıfta dışlanma, yemekhane de dışlanma, ... en azından dayak yemedim o benim için yeterliydi. Sonra baktılar ki bu yöntemlerle bu iş olacak gibi değil vicdani olarak beni ikna yolları başladı ama asla sebebi benim kötülenmem değil elimdeki notların gitmesinden korkuyordum(bir şeyler öğretecek bir adam olacaktım ve zorda kaldığımda başvuracağım ilk şey kence tuttuğum notlarımdı). Beraber gidelim fotokopi çekin sözü bile yeterli olmuyor, notları isteyen arkadaşlar zaten bana ders vermek(!) -ki defterlerimi yok edip intikam alacaklar- için kabul etmiyordu. Evet finallerde beklenen oldu kalanlar bana <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"yaptığını beğendin mi? Notların olmasaydı kalmayacaktık! Nasıl bir insansın?"</span> diye isyan ediyor, hataların müsebbibi olarak beni görüyorlardı ama unuttukları bir şey vardı: Başarısızlıklarının müsebbibi ben değildim; ben kimsenin sırasını işgal etmemiş, kimsenin defterini ve kalemini elinden almamıştım. Kendi tembelliklerinin faturasını bana keserek vicdanlarını rahatlatıyorlardı. Ama nasıl olduysa iyi bir insan olarak başladığım bu yolda bu iyiliğimi koruyamamıştım.<br />
<br />
Diğer yandan gruptaki samimi olduğum arkadaşlara bakalım yani beni yardımsever görüp bana <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"iyi bir insanmışsın"</span> diyen diğer grup: Onlar bana iyi dediler ama onlar benden daha iyilerdi. Karşılıklı olarak eksiklerimizi kapatmaya çalıştık. Benim eksiğimi görüp <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"hatayı burada yapıyorsun, bu tuzağa düşmemek için şu yolu dene."</span> gibi teklinlerle kendimi geliştirme imkanı yaşattılar. Ben iyi biri olarak nitelendirilmiştim ve bu nitelendirilmem bitmeden devam ediyordu onların gözünde. Burada kendi bencilliğimden dolayı kimse benim iyilik yargımı yadırgamıyordu. Bir konuda eksiğim olup yardım isteyip bu eksiği kapatırken, diğer yanda eksiği olana bildiğim yeri anlatıp konuyu rahatça kavramama destek oluyordu. İki taraftanda (hem anlatan hem de öğrenen) kazan kazan da ben kazanıyordum. Ama iyi bir insan sıfatını koruyordum.<br />
<br />
Anlayamadığım nokta işte tam burası: Bir tarafa yardım etmeye çalışırken kötü olarak nitelendiriliyorken, diğer tarafa yardım ettiğimde bu benim çıkarıma hizmet ederken iyi kabul ediliyorum. Tam tersinin olması gerekmez miydi? Aslında hayır. Yaşadığım bu deneyim bana gösterdi ki; ilk grup benim iyiliğimi bir "görev" olarak benimsemişti. Onlar için "iyi insan", sınırları olmayan ve sömürülmeye elverişli insandı. İkinci grup ise emeğe, insana ve paylaşıma saygı duyuyordu. İyilik, kendini feda etmek değil; emeğinin değer gördüğü yerde, doğru insanlarla birlikte çoğalmaktır.<br />
<div class="baslik_bbcode"><span style="font-size: 15px"><b>Dipnotlar</b></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">1. Friedrich Nietzsche / Köle Ahlakı: Nietzsche, ahlakı "efendi" ve "köle" olarak ayırır. Köle ahlakına sahip zayıf karakterler, disiplinli ve güçlü olanı "kötü" ilan ederek kendi yetersizliklerini ve tembelliklerini meşrulaştırmaya çalışırlar.<br />
2. Albert Camus / Sorumluluk Yansıtması: İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu alamadıklarında karşılaştıkları başarısızlığın suçunu, kendilerine daha önce yardım etmiş olan kişilere yükleme eğilimindedirler.<br />
3. Sınır Çizmenin Etiği: Psikolojide "Hayır" diyebilmek, bireyin özsaygısını koruma eylemidir. Sınırları olmayan bir iyilik erdem değil, istismara davetiyedir.</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PANİK BOZUKLUĞU]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-730.html</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 18:05:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-730.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK ATAĞI NEDİR?</span><br />
Temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetlere biz PANİK ATAĞI diyoruz.<br />
<br />
Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?</span><ul class="mycode_list"><li>Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma,<br />
</li>
<li>Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması<br />
</li>
<li>Terleme,<br />
</li>
<li>Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,<br />
</li>
<li>Soluğun kesilmesi <br />
</li>
<li>Baş dönmesi, sersemlik,  düşecek ya da bayılacak gibi olma<br />
</li>
<li>Uyuşma ya da karıncalanma<br />
</li>
<li>Üşüme, ürperme ya da ateş basması,<br />
</li>
<li>Bulantı ya da karın ağrısı  <br />
</li>
<li>Titreme ya da sarsılma <br />
</li>
<li>Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme<br />
</li>
<li>Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu<br />
</li>
<li>Ölüm korkusu</li>
</ul>
Bir Panik Atağında bu belirtilerden en az  4 ya da daha fazlası bulunur.<br />
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise Kısıtlı Panik Atağı adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NEDİR?</span><br />
<br />
Panik Bozukluğu,<ul class="mycode_list"><li>Tekrarlayıcı beklenmedik Panik Atakları ile<br />
</li>
<li>Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,<br />
</li>
<li>Panik Ataklarının  “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da<br />
</li>
<li>Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.</li>
</ul>
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_57_44.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_57_44.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?</span><br />
<br />
İlk atak başlıyor:<br />
Hiçbir neden yokken birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bazen de bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik; düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, kişiyi dehşet içinde bırakır. <br />
O an “kalp krizi” geçirdiğini  ya da felç geçirmekte  olduğunu zannederek  yoğun bir “ölüm korkusu” ya da “felç olma korkusu” yaşar.<br />
<br />
Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik, kendisini ya da çevresini bir garip ya da değişik  hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, “kontrolünü kaybetmeye” ya da “çıldırmaya başladığını” düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar.<br />
<br />
Hasta büyük bir korku ve endişe ile yakınları tarafından en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen  film, EKG, BT ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz,  oksijen verilerek ya da “sakinleştirici” bir iğne yapılarak evine gönderilir.<br />
<br />
Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar “hiçbir şeyi yok” ya da “stresten olmuş” derler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataklar tekrarlıyor:</span><br />
Hasta o an biraz rahatlamakla birlikte, bir süre sonra yeni bir Panik Atağı ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve her yeni atak ile acil servislere taşınmaya başlar. <br />
<br />
Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılmasına ve hiçbir olumsuz sonuç bulunmamasına rağmen hasta bir türlü iyileşmez; hatta kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar.  <br />
<br />
Bu nedenle başvurulan değişik doktorlarca defalarca muayene ve her seferinde yapılan incelemeler için   dünya kadar para harcanmasına rağmen hastanın şikâyetlerini açıklayabilecek herhangi bedensel bir hastalık saptanamaz.<br />
<br />
Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından, tansiyon ve kalp ilacına ve vitamine kadar değişik ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü sonuç alınamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:</span><br />
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde;  gergin, huzursuz  ve endişeli bir şekilde her an yeni bir Panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artırır.<br />
<br />
Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yoğun ve Sürekli Üzüntü:</span><br />
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Davranışlar Değişiyor:</span><br />
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında geçekleşeceğine inandıkları “felaketler”e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.<br />
<br />
Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.<br />
<br />
Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları; atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından  korkan bayan hastaların sokağa çıkmak zorunda oldukları zaman, bayılıp yere düştüklerinde bacakları görülmesin diye pantolon giydikleri, baygınken çalınır diye takılarını yanına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için üzerinde evinin, eşinin/ailesinin  adresini, telefon numarasını hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini üzerlerinde taşıdıkları görülmüştür.<br />
<br />
Bu hastalar gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için ; bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AGORAFOBİ NEDİR?</span><br />
Hastaların % 60 ‘ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar.<br />
<br />
Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak ya da köprülerden geçemez, pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere ya hiç giremez olurlar ya da ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık  duyarak  bu tür yerlere gidebilirler.<br />
<br />
Hastaların, yalnız başlarına  Panik Atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına Agorafobi adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NASIL BİR HASTALIKTIR?</span><br />
Panik Bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.<br />
<br />
Öyle ki toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4’ü bu hastalığı ya daha önce geçirmişlerdir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadırlar. <br />
<br />
Genellikle ilk kez 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre  2-3 kat fazla görülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?</span><br />
Panik Bozukluğunun neden oluştuğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:<br />
<br />
1. Panik Bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının anormal çalışması sonucu oluşmaktadır.<br />
2. Panik Bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın  sonucunda ortaya çıkan ve tamamen “doğal ve zararsız”  olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi    bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi  ve bunun sonucunda da  “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim”, “çıldırıyorum”, “felç olacağım” şeklinde yanlış yorumlanması ile oluşur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?</span><br />
Panik Bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.<br />
Bunlar: 1.İlaç tedavisi,  2.Bilişsel-davranışçı tedavi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. İlaç Tedavisi:</span><br />
Panik Bozukluğunun tedavisinde, beyin sinir hücrelerindeki bozuk olan hormon faaliyetlerini düzelterek Panik Ataklarını önleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen oldukça fazla sayıda ilaç bulunmaktadır.<br />
<br />
Doktorunuz bu ilaçlardan birisini seçerek, az bir dozla başlamanızı önerecek ve düzenli kontroller ile dozu gerektiği kadar artıracaktır. <br />
<br />
İlaç tedavisi en az bir yıl sürdürüldükten sonra yavaş yavaş azaltılarak kesilecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Bilişsel-davranışçı tedavi: </span><br />
Bu tedavi yönteminde iki amaç vardır:<br />
1. Hastanın, aslında tamamen “zararsız” olan Panik Atağı belirtileri hakkındaki  yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtiler ile korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.<br />
2. Panik Atağı geleceğinden korktuğu için tek başına bulunmaktan kaçındığı yer ve durumlarla aşamalı bir şekilde tekrar tekrar karşılaştırılması, böylece korkularının “üstüne gitmesi” sağlanarak korkularını yenmesi amaçlanır.<br />
<br />
Bu tedavide doktor hastasına dışarıya çıkma, pazara gitme, taşıt araçlarına binme gibi hastanın, korku ve Panikleri nedeniyle yapamadığı etkinlikleri bir plan dâhilinde en basitlerinden başlayarak “alıştırma ödevleri” olarak verir. Hasta basitleri yapabilir hale geldikçe zorlarına geçerek bütün korkulan durumlar bitinceye dek alıştırmalar sürdürülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EN İYİ SONUÇ, BU İKİ ÇEŞİT TEDAVİNİN BİRLİKTE UYGULANMASI İLE ALINMAKTADIR.<br />
<br />
LÜTFEN UNUTMAYINIZ!<ul class="mycode_list"><li>PANİK BOZUKLUĞU, KESİNLİKLE ÖLÜME, ÇILDIRMAYA YA DA FELÇ OLMAYA YOL AÇAN BİR HASTALIK DEĞİLDİR.<br />
</li>
<li>DOKTORUNUZ ÖNERMEDİKÇE KORKULARINIZ İLE BAŞ ETMEK İÇİN KALP, TANSİYON, ÇARPINTI İLACI, VİTAMİN, SAKİNLEŞTİRİCİ YA DA ALKOL KULLANMAYINIZ YA DA “YA GEREKİRSE” DİYE YANINIZDA TAŞIMAYINIZ.<br />
</li>
<li>SADECE DOKTORUNUZUN ÖNERDİĞİ İLAÇ YA DA İLAÇLARI KULLANINIZ.<br />
</li>
<li>İLACINIZI DOKTORUNUZUN SÖYLEDİĞİ ŞEKİLDE VE DOZDA KULLANINIZ. O GÜN İYİ YA DA KÖTÜ OLMANIZA GÖRE DOZU AZALTIP, ARTIRMAYINIZ.<br />
</li>
<li>TAMAMEN İYİLEŞSENİZ BİLE DOKTORUNUZA DANIŞMADAN TEDAVİNİZİ KESMEYİNİZ</li>
</ul>
</span><br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK ATAĞI NEDİR?</span><br />
Temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetlere biz PANİK ATAĞI diyoruz.<br />
<br />
Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?</span><ul class="mycode_list"><li>Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma,<br />
</li>
<li>Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması<br />
</li>
<li>Terleme,<br />
</li>
<li>Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,<br />
</li>
<li>Soluğun kesilmesi <br />
</li>
<li>Baş dönmesi, sersemlik,  düşecek ya da bayılacak gibi olma<br />
</li>
<li>Uyuşma ya da karıncalanma<br />
</li>
<li>Üşüme, ürperme ya da ateş basması,<br />
</li>
<li>Bulantı ya da karın ağrısı  <br />
</li>
<li>Titreme ya da sarsılma <br />
</li>
<li>Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme<br />
</li>
<li>Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu<br />
</li>
<li>Ölüm korkusu</li>
</ul>
Bir Panik Atağında bu belirtilerden en az  4 ya da daha fazlası bulunur.<br />
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise Kısıtlı Panik Atağı adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NEDİR?</span><br />
<br />
Panik Bozukluğu,<ul class="mycode_list"><li>Tekrarlayıcı beklenmedik Panik Atakları ile<br />
</li>
<li>Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,<br />
</li>
<li>Panik Ataklarının  “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da<br />
</li>
<li>Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.</li>
</ul>
<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_57_44.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_57_44.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?</span><br />
<br />
İlk atak başlıyor:<br />
Hiçbir neden yokken birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bazen de bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik; düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, kişiyi dehşet içinde bırakır. <br />
O an “kalp krizi” geçirdiğini  ya da felç geçirmekte  olduğunu zannederek  yoğun bir “ölüm korkusu” ya da “felç olma korkusu” yaşar.<br />
<br />
Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik, kendisini ya da çevresini bir garip ya da değişik  hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, “kontrolünü kaybetmeye” ya da “çıldırmaya başladığını” düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar.<br />
<br />
Hasta büyük bir korku ve endişe ile yakınları tarafından en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen  film, EKG, BT ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz,  oksijen verilerek ya da “sakinleştirici” bir iğne yapılarak evine gönderilir.<br />
<br />
Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar “hiçbir şeyi yok” ya da “stresten olmuş” derler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataklar tekrarlıyor:</span><br />
Hasta o an biraz rahatlamakla birlikte, bir süre sonra yeni bir Panik Atağı ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve her yeni atak ile acil servislere taşınmaya başlar. <br />
<br />
Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılmasına ve hiçbir olumsuz sonuç bulunmamasına rağmen hasta bir türlü iyileşmez; hatta kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar.  <br />
<br />
Bu nedenle başvurulan değişik doktorlarca defalarca muayene ve her seferinde yapılan incelemeler için   dünya kadar para harcanmasına rağmen hastanın şikâyetlerini açıklayabilecek herhangi bedensel bir hastalık saptanamaz.<br />
<br />
Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından, tansiyon ve kalp ilacına ve vitamine kadar değişik ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü sonuç alınamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:</span><br />
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde;  gergin, huzursuz  ve endişeli bir şekilde her an yeni bir Panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artırır.<br />
<br />
Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yoğun ve Sürekli Üzüntü:</span><br />
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Davranışlar Değişiyor:</span><br />
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında geçekleşeceğine inandıkları “felaketler”e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.<br />
<br />
Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.<br />
<br />
Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları; atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından  korkan bayan hastaların sokağa çıkmak zorunda oldukları zaman, bayılıp yere düştüklerinde bacakları görülmesin diye pantolon giydikleri, baygınken çalınır diye takılarını yanına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için üzerinde evinin, eşinin/ailesinin  adresini, telefon numarasını hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini üzerlerinde taşıdıkları görülmüştür.<br />
<br />
Bu hastalar gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için ; bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AGORAFOBİ NEDİR?</span><br />
Hastaların % 60 ‘ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar.<br />
<br />
Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak ya da köprülerden geçemez, pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere ya hiç giremez olurlar ya da ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık  duyarak  bu tür yerlere gidebilirler.<br />
<br />
Hastaların, yalnız başlarına  Panik Atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına Agorafobi adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NASIL BİR HASTALIKTIR?</span><br />
Panik Bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.<br />
<br />
Öyle ki toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4’ü bu hastalığı ya daha önce geçirmişlerdir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadırlar. <br />
<br />
Genellikle ilk kez 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre  2-3 kat fazla görülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?</span><br />
Panik Bozukluğunun neden oluştuğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:<br />
<br />
1. Panik Bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının anormal çalışması sonucu oluşmaktadır.<br />
2. Panik Bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın  sonucunda ortaya çıkan ve tamamen “doğal ve zararsız”  olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi    bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi  ve bunun sonucunda da  “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim”, “çıldırıyorum”, “felç olacağım” şeklinde yanlış yorumlanması ile oluşur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?</span><br />
Panik Bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.<br />
Bunlar: 1.İlaç tedavisi,  2.Bilişsel-davranışçı tedavi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. İlaç Tedavisi:</span><br />
Panik Bozukluğunun tedavisinde, beyin sinir hücrelerindeki bozuk olan hormon faaliyetlerini düzelterek Panik Ataklarını önleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen oldukça fazla sayıda ilaç bulunmaktadır.<br />
<br />
Doktorunuz bu ilaçlardan birisini seçerek, az bir dozla başlamanızı önerecek ve düzenli kontroller ile dozu gerektiği kadar artıracaktır. <br />
<br />
İlaç tedavisi en az bir yıl sürdürüldükten sonra yavaş yavaş azaltılarak kesilecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Bilişsel-davranışçı tedavi: </span><br />
Bu tedavi yönteminde iki amaç vardır:<br />
1. Hastanın, aslında tamamen “zararsız” olan Panik Atağı belirtileri hakkındaki  yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtiler ile korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.<br />
2. Panik Atağı geleceğinden korktuğu için tek başına bulunmaktan kaçındığı yer ve durumlarla aşamalı bir şekilde tekrar tekrar karşılaştırılması, böylece korkularının “üstüne gitmesi” sağlanarak korkularını yenmesi amaçlanır.<br />
<br />
Bu tedavide doktor hastasına dışarıya çıkma, pazara gitme, taşıt araçlarına binme gibi hastanın, korku ve Panikleri nedeniyle yapamadığı etkinlikleri bir plan dâhilinde en basitlerinden başlayarak “alıştırma ödevleri” olarak verir. Hasta basitleri yapabilir hale geldikçe zorlarına geçerek bütün korkulan durumlar bitinceye dek alıştırmalar sürdürülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EN İYİ SONUÇ, BU İKİ ÇEŞİT TEDAVİNİN BİRLİKTE UYGULANMASI İLE ALINMAKTADIR.<br />
<br />
LÜTFEN UNUTMAYINIZ!<ul class="mycode_list"><li>PANİK BOZUKLUĞU, KESİNLİKLE ÖLÜME, ÇILDIRMAYA YA DA FELÇ OLMAYA YOL AÇAN BİR HASTALIK DEĞİLDİR.<br />
</li>
<li>DOKTORUNUZ ÖNERMEDİKÇE KORKULARINIZ İLE BAŞ ETMEK İÇİN KALP, TANSİYON, ÇARPINTI İLACI, VİTAMİN, SAKİNLEŞTİRİCİ YA DA ALKOL KULLANMAYINIZ YA DA “YA GEREKİRSE” DİYE YANINIZDA TAŞIMAYINIZ.<br />
</li>
<li>SADECE DOKTORUNUZUN ÖNERDİĞİ İLAÇ YA DA İLAÇLARI KULLANINIZ.<br />
</li>
<li>İLACINIZI DOKTORUNUZUN SÖYLEDİĞİ ŞEKİLDE VE DOZDA KULLANINIZ. O GÜN İYİ YA DA KÖTÜ OLMANIZA GÖRE DOZU AZALTIP, ARTIRMAYINIZ.<br />
</li>
<li>TAMAMEN İYİLEŞSENİZ BİLE DOKTORUNUZA DANIŞMADAN TEDAVİNİZİ KESMEYİNİZ</li>
</ul>
</span><br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SEN DEĞİL BİZ]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-729.html</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:43:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-729.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">İnsanlar genellikle çift terapisine/ilişki danışmanlığına eşlerinin yanlış yaptığı şeylerin tam bir listesiyle başlarlar: kadın şunu yapar, erkek şunu yapar, onlar her zaman..., keşke değişseler o zaman ilişki daha iyi olur vs. Birçoğu, özellikle sadakatsizlik gibi konularda, sorundaki paylarını kabul etme konusunda isteksiz olabilir ve sadece terapistin onlarla aynı fikirde olmasını, diğer kişiye karşı onlarla birlikte çalışmasını isteyebilir.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_47_40.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_47_40.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
Sorunları çözmek için iyi bir başlangıç noktası, sorunun ilişkideki bireylerden çok ilişkide olduğunu kabul etmektir: Dili "sorun sende" yerine "sorun bizde" olarak değiştirmek; düşünmeye, yeniden odaklanmaya yardımcı olabilir. İnsanlar sorunların üstesinden gelmek için birlikte çalışırlar. İşler bunaltıcı geldiğinde, gerilimi dağıtmaya ve insanların anlamlı, kalıcı değişiklikler yapmaya başlamasına yardımcı olabilecek bir dizi adım vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toksisiteyi Durdurmak </span><br />
Olan bitende, tartışmalarda, tepki verme şeklinizde, partnerinizi gaza getirmek için yapabileceğiniz şeylerde kendi payınızın sorumluluğunu alın. Hepimiz olumsuz döngülere, tekrar tekrar yaptığımız tartışmalara yakalanabiliriz ancak iyi bir ilk adım, davranışımızın yanlış olduğunu kabul edip, davranışımızı değiştirerek bunları durdurmaktır.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_48_19.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_48_19.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
Bir tartışmadan sonra günlerce konuşmamak, isim takmak, diğer kişinin kendini güvende hissetmemesi için fiziksel veya sözlü herhangi bir saldırganlık, ilişkiyi bırakmak veya ilişkiyi bitirmekle tehdit etmek gibi yapmaya devam ettiğiniz şeylere dikkat edin. Bazen, özellikle kalabalık bir aileyseniz, diğer aile fertlerinin önünde tartışarak, farkında olmadan diğer aile fertlerini de kavgalarınıza/tartışmalarınıza dahil etmiş olursunuz ve bu da eşlerden birinin evde istenilmiyor olduğunu hissetmesine yol açabilir.  Bu tür davranışların sorumluluğunu üstlendiğinizde, onları durdurmanın bir yolu üzerinde anlaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşimizi/Partnerimizi Dinlemek</span><br />
Bu çok bariz görünebilir, ancak tartışıyorsak, onların söylediklerini dinleyip onlara yanıt vermek yerine, bir sonraki söyleyeceğimiz şeyi hazırlamak için zaman harcayabiliriz. Bunu yapmanın iyi bir yolu, söylediklerini düşündüğünüz şeyi tekrarlamaktır: “Bunu doğru mu anladım? Diyorsun ki…..” İlişkimizi daha iyi hale getirmeye çalışıyorsak, onun ne düşündüğünü bildiğimizi varsaymak yerine, ne düşündüğünü bilmemiz gerekir.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_50_12.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_50_12.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sorunu Tanımlayın</span><br />
Aranızdaki temel sorunun ne olduğu ve ikinizin de aynı sorun olup olmadığı konusunda hemfikir olmanız gerçekten yardımcı olur. Çiftler genellikle farklı gördükleri şeyler hakkında tartışabilirler.<br />
<br />
Sorunu tanımlayabildiğinizde, oturup sorununuz ortadan kalksaydı, artık var olmasaydı ilişkinizin nasıl görüneceğine dair beyin fırtınası yapmak iyi olacaktır. O zaman ilişkiniz nasıl olurdu? O zaman bu hayali ideal hayata ulaşmak için birlikte çalışabilir misiniz? Oraya ulaşmak için şimdi neleri değiştirebilirsiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden Bir Araya Geldiğinizi Hatırlayın</span><br />
Fırtınalı bir dönemin ortasındayken, neden partnerinizle birlikte olduğunuzu hatırlamak zor olabilir. Nasıl tanıştığınız ve sizi birbirinize çeken şeyler, karşınızdaki kişide gördüğünüz özellikler hakkında konuşmak, olumsuz duygularınızdan uzaklaşmak için faydalı olabilir.<br />
<br />
İşler iyi gitmediğinde, tüm olumsuz taraflara odaklanmak çok kolaydır, hatta belki kendi başınıza daha iyi olacağınızı düşünürsünüz. Bu nedenle, partnerinizin ilişkiye neler kattığına, iyi niteliklerine, onda hayran olduğunuz şeylere bakmak, gerilimi dağıtmaya yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sevgimi nasıl gösterebilirim?</span><br />
Eşinize/Partnerinize onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi göstermek için neler yapabileceğinizi kendinize sorun. Pahalı bir hediye olmak zorunda değil ama hayatlarını daha iyi ve daha parlak hale getirecek, kendilerini daha değerli hissetmelerini sağlayacak ne var?<br />
<br />
Birisi yorgunsa, yemek pişirmek veya kanepede uzanabilmeleri için çocuklara bakmak her şeyi değiştirebilir. Belki eşinizin/partnerinizin sadece takdir edici sözlerinize ihtiyacı vardır, yaptıkları(mız) için teşekkür etmek/edilmek aranızdaki etkileşimi değiştirmeye yardımcı olabilir. Ne istediklerinden veya neye ihtiyaç duyduklarından emin değilseniz, o zaman belki bir konuşma yapın, böylece birlikte çözebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Olarak</span><br />
Son olarak, bazı profesyonel yardımlara başvurun. Çift terapisi/ilişki danışmanlığı; ilişkinizde gerçek bir fark yaratabilir, sizi dinleyecek, soru soracak tarafsız birine sahip olmak ilişkinize tamamen yeni bir boyut katabilir. İlişkinizdeki sorunlar hakkında açıkça konuşmanıza ve belki de partnerinizle yalnızken söylemekten çekinmeyeceğiniz şeyleri söylemenize olanak sağlayabilir.<br />
<br />
Hem siz hem de eşiniz işleri daha iyi hale getirmek istiyorsanız, bu öneriler gerçekten yardımcı olabilir. İkiniz de ilişkiyi yürütmeye kararlı olduğunuzda ve buna odaklandığınızda yaptığınız küçük değişiklikler büyük bir fark yaratabilir.</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">İnsanlar genellikle çift terapisine/ilişki danışmanlığına eşlerinin yanlış yaptığı şeylerin tam bir listesiyle başlarlar: kadın şunu yapar, erkek şunu yapar, onlar her zaman..., keşke değişseler o zaman ilişki daha iyi olur vs. Birçoğu, özellikle sadakatsizlik gibi konularda, sorundaki paylarını kabul etme konusunda isteksiz olabilir ve sadece terapistin onlarla aynı fikirde olmasını, diğer kişiye karşı onlarla birlikte çalışmasını isteyebilir.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_47_40.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_47_40.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
Sorunları çözmek için iyi bir başlangıç noktası, sorunun ilişkideki bireylerden çok ilişkide olduğunu kabul etmektir: Dili "sorun sende" yerine "sorun bizde" olarak değiştirmek; düşünmeye, yeniden odaklanmaya yardımcı olabilir. İnsanlar sorunların üstesinden gelmek için birlikte çalışırlar. İşler bunaltıcı geldiğinde, gerilimi dağıtmaya ve insanların anlamlı, kalıcı değişiklikler yapmaya başlamasına yardımcı olabilecek bir dizi adım vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toksisiteyi Durdurmak </span><br />
Olan bitende, tartışmalarda, tepki verme şeklinizde, partnerinizi gaza getirmek için yapabileceğiniz şeylerde kendi payınızın sorumluluğunu alın. Hepimiz olumsuz döngülere, tekrar tekrar yaptığımız tartışmalara yakalanabiliriz ancak iyi bir ilk adım, davranışımızın yanlış olduğunu kabul edip, davranışımızı değiştirerek bunları durdurmaktır.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_48_19.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_48_19.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
Bir tartışmadan sonra günlerce konuşmamak, isim takmak, diğer kişinin kendini güvende hissetmemesi için fiziksel veya sözlü herhangi bir saldırganlık, ilişkiyi bırakmak veya ilişkiyi bitirmekle tehdit etmek gibi yapmaya devam ettiğiniz şeylere dikkat edin. Bazen, özellikle kalabalık bir aileyseniz, diğer aile fertlerinin önünde tartışarak, farkında olmadan diğer aile fertlerini de kavgalarınıza/tartışmalarınıza dahil etmiş olursunuz ve bu da eşlerden birinin evde istenilmiyor olduğunu hissetmesine yol açabilir.  Bu tür davranışların sorumluluğunu üstlendiğinizde, onları durdurmanın bir yolu üzerinde anlaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşimizi/Partnerimizi Dinlemek</span><br />
Bu çok bariz görünebilir, ancak tartışıyorsak, onların söylediklerini dinleyip onlara yanıt vermek yerine, bir sonraki söyleyeceğimiz şeyi hazırlamak için zaman harcayabiliriz. Bunu yapmanın iyi bir yolu, söylediklerini düşündüğünüz şeyi tekrarlamaktır: “Bunu doğru mu anladım? Diyorsun ki…..” İlişkimizi daha iyi hale getirmeye çalışıyorsak, onun ne düşündüğünü bildiğimizi varsaymak yerine, ne düşündüğünü bilmemiz gerekir.<br />
<a href="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_50_12.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_23_06_26_5_50_12.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sorunu Tanımlayın</span><br />
Aranızdaki temel sorunun ne olduğu ve ikinizin de aynı sorun olup olmadığı konusunda hemfikir olmanız gerçekten yardımcı olur. Çiftler genellikle farklı gördükleri şeyler hakkında tartışabilirler.<br />
<br />
Sorunu tanımlayabildiğinizde, oturup sorununuz ortadan kalksaydı, artık var olmasaydı ilişkinizin nasıl görüneceğine dair beyin fırtınası yapmak iyi olacaktır. O zaman ilişkiniz nasıl olurdu? O zaman bu hayali ideal hayata ulaşmak için birlikte çalışabilir misiniz? Oraya ulaşmak için şimdi neleri değiştirebilirsiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden Bir Araya Geldiğinizi Hatırlayın</span><br />
Fırtınalı bir dönemin ortasındayken, neden partnerinizle birlikte olduğunuzu hatırlamak zor olabilir. Nasıl tanıştığınız ve sizi birbirinize çeken şeyler, karşınızdaki kişide gördüğünüz özellikler hakkında konuşmak, olumsuz duygularınızdan uzaklaşmak için faydalı olabilir.<br />
<br />
İşler iyi gitmediğinde, tüm olumsuz taraflara odaklanmak çok kolaydır, hatta belki kendi başınıza daha iyi olacağınızı düşünürsünüz. Bu nedenle, partnerinizin ilişkiye neler kattığına, iyi niteliklerine, onda hayran olduğunuz şeylere bakmak, gerilimi dağıtmaya yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sevgimi nasıl gösterebilirim?</span><br />
Eşinize/Partnerinize onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi göstermek için neler yapabileceğinizi kendinize sorun. Pahalı bir hediye olmak zorunda değil ama hayatlarını daha iyi ve daha parlak hale getirecek, kendilerini daha değerli hissetmelerini sağlayacak ne var?<br />
<br />
Birisi yorgunsa, yemek pişirmek veya kanepede uzanabilmeleri için çocuklara bakmak her şeyi değiştirebilir. Belki eşinizin/partnerinizin sadece takdir edici sözlerinize ihtiyacı vardır, yaptıkları(mız) için teşekkür etmek/edilmek aranızdaki etkileşimi değiştirmeye yardımcı olabilir. Ne istediklerinden veya neye ihtiyaç duyduklarından emin değilseniz, o zaman belki bir konuşma yapın, böylece birlikte çözebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Olarak</span><br />
Son olarak, bazı profesyonel yardımlara başvurun. Çift terapisi/ilişki danışmanlığı; ilişkinizde gerçek bir fark yaratabilir, sizi dinleyecek, soru soracak tarafsız birine sahip olmak ilişkinize tamamen yeni bir boyut katabilir. İlişkinizdeki sorunlar hakkında açıkça konuşmanıza ve belki de partnerinizle yalnızken söylemekten çekinmeyeceğiniz şeyleri söylemenize olanak sağlayabilir.<br />
<br />
Hem siz hem de eşiniz işleri daha iyi hale getirmek istiyorsanız, bu öneriler gerçekten yardımcı olabilir. İkiniz de ilişkiyi yürütmeye kararlı olduğunuzda ve buna odaklandığınızda yaptığınız küçük değişiklikler büyük bir fark yaratabilir.</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Papara'dan Cashback'e...]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-728.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 20:17:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-728.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_14_06_26_8_01_31.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_14_06_26_8_01_31.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Cashback sistemini daha önce duydunuz mu? Ben Papara ile tanımıştım bu sistemi. Hatta ilk dönemleri çok daha güzel ve size dönen karşılık çok fazlaydı. Dijital ürün harcamaları (Netflix, spotfy, youtube premium, … gibi), Eczane harcamalarını, e-mağaza harcamaları yaptığınızda size belirlene yüzde üzerinden nakit iade veriyordu. Benimde çokça kullandığım sistemdi. Ben bunu Papara ile tanımıştım.<br />
<br />
<fieldset><legend><b>Cashback Nedir?</b></legend>Cashback, kelime anlamıyla "nakit iade" demektir. Bankalar, e-ticaret siteleri veya dijital cüzdanlar tarafından sunulan; alışverişlerinizde harcadığınız tutarın belirli bir yüzdesini doğrudan hesabınıza veya sanal cüzdanınıza geri ödeyen bir sadakat/ödül sistemidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cashback Nasıl Çalışır?<br />
<br />
1.Kampanyaya Katılım: </span>Bankaların veya finans uygulamalarının anlaşmalı olduğu markalardan, belirlenen şartlarda alışveriş yapılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Nakit İade: </span>Ödemeniz gerçekleştikten sonra harcamanızın belirli bir yüzdesi (örneğin %5 veya %10) hesabınıza anında ya da kampanya koşullarına göre belirli bir tarihte nakit olarak yansıtılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Kullanım: </span>Puanların aksine nakit iadeler, genellikle kısıtlama olmadan istenilen her yerde harcanabilir veya banka hesabından çekilebilir.</fieldset><br />
2018 yıllarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşımın <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“ya ben papara kullanıyorum bro harika ya nerdeyse bir ödemem boşa çıkıyor, sen kullanmıyorsan gel...”</span> diye beni davet ettiği dijital bankaydı. Fatura ödemelerinden komisyon almıyor, üstüne ücretsiz para transferi ki FAST yapabiliyor ve de Netflix üyeliğini yarı yarıya geliyordunuz. Ben de katıldım Papara kervanına. Benim katılma nedenim <span style="background-color: #fcff01;"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">maaş aldığım banka her para transferime masraf çıkarması, üstelik fast için ayrıca para kesintisi yapmasıydı.</span> Hani, "havale de masraf düşük ama fast senin neyine</span>" der gibiydi. Ben de erinmeden maaşın ilk yattığı gün/saat hemen buraya kaçırıyordum parayı. Sadece bu mu faturaya da oz aman 4 lira gibi bir şey kesiyordu. Safi masraftı anlayacağınız, üstüne banka harcamalara bir şey vermiyordu da. Sanki kendi alanında tek o varda bende onu ihya edecek kölesiydim.<br />
<br />
İşte o dönem ben Papara'ya geçtim. Bazı harcamalara cashback ödemesi en sevdiğimdi. Netflix, spotify üyeliklerimin ödemesini sadece yarısını Papara karşılıyor, eczane harcamalarımın 1/3 ünü, diğer harcamalarda da bir şeyler veriyordu. Ayrıca fatura ödemelerinde komisyon görmedim. Daha sonra sistemlerine ulaşım kartı ödemlerini eklediler, daha sonra dolar, euro gibi döviz, altın, gümüş gibi kıymetli maden imkanı, vadeli hesap, sigorta falan derken gelişimi güzeldi. Amerikan borsasına yatırımı da keza orada görmüştüm. Ayrıca bankacılık uygulaması da çok iyidi ve hala da beğenmekteyim. Tabi böyle bir uygulama olupta millet tepkisiz kalır mı, kalmaz! Üniversite öğrencileri özellikle azıcık parasıyla buradan harcamalar yaparak bazılarını bedavaya getirmeye çalışıyordu. Şimdi böyle uygulamalar olurda rakipsiz kalır mı, Asla! Sipay, Parolapara, PeP, Nays, …<br />
<br />
Ama en acı durumu bir sabah kalktığımızda gördük. Papara'ya yasadışı bahis ve kara para aklamak sebebiyle operasyon çekilmişti<sup>(1)</sup> ve tüm faaliyetleri durdurulmuştu. Bu daha bir başlangıçtı. Daha sonra Sipay<sup>(2)</sup>, ParolaPara<sup>(2)</sup>, PayCo<sup>(2)</sup> vs. derken hepsi arka arkaya faliyetlerini durdurdu. Şimdi ise kimsenin elinde cashback veren neredeyse fazla bir dijital platform kalmadı. Ama kalanları da listelemem de fayda olacağını düşündüm. Eskisi kadar çok getirisi olmasa da bu platformların en azından biraz can suyu olacağını düşündüm.<br />
1. ON : <a href="https://on.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://on.com.tr</a><br />
2. Nays : <a href="https://www.naysapp.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.naysapp.com.tr</a><br />
3. Tami : <a href="https://www.tami.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tami.com.tr</a><br />
<br />
(1) <a href="https://tr.euronews.com/2025/05/27/paparaya-yasa-disi-bahis-operasyonu-sekiz-sirkete-tmsf-kayyum-olarak-atandi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://tr.euronews.com/2025/05/27/papar...rak-atandi</a><br />
(2) <a href="https://onedio.com/haber/papara-ve-payfix-e-operasyon-yapilmisti-sipay-parolapara-payco-vepara-ve-paraqr-in-izinleri-de-durduruldu-1322379" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://onedio.com/haber/papara-ve-payfi...du-1322379</a><br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_14_06_26_8_01_31.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_14_06_26_8_01_31.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Cashback sistemini daha önce duydunuz mu? Ben Papara ile tanımıştım bu sistemi. Hatta ilk dönemleri çok daha güzel ve size dönen karşılık çok fazlaydı. Dijital ürün harcamaları (Netflix, spotfy, youtube premium, … gibi), Eczane harcamalarını, e-mağaza harcamaları yaptığınızda size belirlene yüzde üzerinden nakit iade veriyordu. Benimde çokça kullandığım sistemdi. Ben bunu Papara ile tanımıştım.<br />
<br />
<fieldset><legend><b>Cashback Nedir?</b></legend>Cashback, kelime anlamıyla "nakit iade" demektir. Bankalar, e-ticaret siteleri veya dijital cüzdanlar tarafından sunulan; alışverişlerinizde harcadığınız tutarın belirli bir yüzdesini doğrudan hesabınıza veya sanal cüzdanınıza geri ödeyen bir sadakat/ödül sistemidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cashback Nasıl Çalışır?<br />
<br />
1.Kampanyaya Katılım: </span>Bankaların veya finans uygulamalarının anlaşmalı olduğu markalardan, belirlenen şartlarda alışveriş yapılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Nakit İade: </span>Ödemeniz gerçekleştikten sonra harcamanızın belirli bir yüzdesi (örneğin %5 veya %10) hesabınıza anında ya da kampanya koşullarına göre belirli bir tarihte nakit olarak yansıtılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Kullanım: </span>Puanların aksine nakit iadeler, genellikle kısıtlama olmadan istenilen her yerde harcanabilir veya banka hesabından çekilebilir.</fieldset><br />
2018 yıllarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşımın <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“ya ben papara kullanıyorum bro harika ya nerdeyse bir ödemem boşa çıkıyor, sen kullanmıyorsan gel...”</span> diye beni davet ettiği dijital bankaydı. Fatura ödemelerinden komisyon almıyor, üstüne ücretsiz para transferi ki FAST yapabiliyor ve de Netflix üyeliğini yarı yarıya geliyordunuz. Ben de katıldım Papara kervanına. Benim katılma nedenim <span style="background-color: #fcff01;"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">maaş aldığım banka her para transferime masraf çıkarması, üstelik fast için ayrıca para kesintisi yapmasıydı.</span> Hani, "havale de masraf düşük ama fast senin neyine</span>" der gibiydi. Ben de erinmeden maaşın ilk yattığı gün/saat hemen buraya kaçırıyordum parayı. Sadece bu mu faturaya da oz aman 4 lira gibi bir şey kesiyordu. Safi masraftı anlayacağınız, üstüne banka harcamalara bir şey vermiyordu da. Sanki kendi alanında tek o varda bende onu ihya edecek kölesiydim.<br />
<br />
İşte o dönem ben Papara'ya geçtim. Bazı harcamalara cashback ödemesi en sevdiğimdi. Netflix, spotify üyeliklerimin ödemesini sadece yarısını Papara karşılıyor, eczane harcamalarımın 1/3 ünü, diğer harcamalarda da bir şeyler veriyordu. Ayrıca fatura ödemelerinde komisyon görmedim. Daha sonra sistemlerine ulaşım kartı ödemlerini eklediler, daha sonra dolar, euro gibi döviz, altın, gümüş gibi kıymetli maden imkanı, vadeli hesap, sigorta falan derken gelişimi güzeldi. Amerikan borsasına yatırımı da keza orada görmüştüm. Ayrıca bankacılık uygulaması da çok iyidi ve hala da beğenmekteyim. Tabi böyle bir uygulama olupta millet tepkisiz kalır mı, kalmaz! Üniversite öğrencileri özellikle azıcık parasıyla buradan harcamalar yaparak bazılarını bedavaya getirmeye çalışıyordu. Şimdi böyle uygulamalar olurda rakipsiz kalır mı, Asla! Sipay, Parolapara, PeP, Nays, …<br />
<br />
Ama en acı durumu bir sabah kalktığımızda gördük. Papara'ya yasadışı bahis ve kara para aklamak sebebiyle operasyon çekilmişti<sup>(1)</sup> ve tüm faaliyetleri durdurulmuştu. Bu daha bir başlangıçtı. Daha sonra Sipay<sup>(2)</sup>, ParolaPara<sup>(2)</sup>, PayCo<sup>(2)</sup> vs. derken hepsi arka arkaya faliyetlerini durdurdu. Şimdi ise kimsenin elinde cashback veren neredeyse fazla bir dijital platform kalmadı. Ama kalanları da listelemem de fayda olacağını düşündüm. Eskisi kadar çok getirisi olmasa da bu platformların en azından biraz can suyu olacağını düşündüm.<br />
1. ON : <a href="https://on.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://on.com.tr</a><br />
2. Nays : <a href="https://www.naysapp.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.naysapp.com.tr</a><br />
3. Tami : <a href="https://www.tami.com.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tami.com.tr</a><br />
<br />
(1) <a href="https://tr.euronews.com/2025/05/27/paparaya-yasa-disi-bahis-operasyonu-sekiz-sirkete-tmsf-kayyum-olarak-atandi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://tr.euronews.com/2025/05/27/papar...rak-atandi</a><br />
(2) <a href="https://onedio.com/haber/papara-ve-payfix-e-operasyon-yapilmisti-sipay-parolapara-payco-vepara-ve-paraqr-in-izinleri-de-durduruldu-1322379" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://onedio.com/haber/papara-ve-payfi...du-1322379</a><br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Prebilic: Türkiye’den nefret etmiyoruz]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-727.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 06:18:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-727.html</guid>
			<description><![CDATA[AB Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic:<br />
<br />
• Türk hükümeti demokrasi ve hukukun üstünlüğünde tutum değiştirmediği sürece vize ve gümrük birliği alanında hiçbir gelişme olmaz.<br />
<br />
• Hükümetiniz durumu halka 'Avrupa Birliği Türkiye’den nefret ediyor' şeklinde sunmaya çalışıyor. <br />
<br />
• Biz Türkiye’den nefret etmiyoruz, Türkiye’ye ve Türk halkına yardım etmek istiyoruz. Ama bu hükümetin ajandasına yardım etmeyeceğiz.<br />
<br />
• İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yapıyoruz. <br />
<br />
• Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz.<br />
<br />
• Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize 'Bu isim kararda olmasın' talebinde bulunuldu. <br />
<br />
• ‘Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?' diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. 'Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır' dedim. (T24)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AB Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic:<br />
<br />
• Türk hükümeti demokrasi ve hukukun üstünlüğünde tutum değiştirmediği sürece vize ve gümrük birliği alanında hiçbir gelişme olmaz.<br />
<br />
• Hükümetiniz durumu halka 'Avrupa Birliği Türkiye’den nefret ediyor' şeklinde sunmaya çalışıyor. <br />
<br />
• Biz Türkiye’den nefret etmiyoruz, Türkiye’ye ve Türk halkına yardım etmek istiyoruz. Ama bu hükümetin ajandasına yardım etmeyeceğiz.<br />
<br />
• İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yapıyoruz. <br />
<br />
• Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz.<br />
<br />
• Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize 'Bu isim kararda olmasın' talebinde bulunuldu. <br />
<br />
• ‘Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?' diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. 'Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır' dedim. (T24)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2026 Dünya Kupasının Açılış Golüne Quiñones imza attı]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-726.html</link>
			<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:27:04 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-726.html</guid>
			<description><![CDATA[2026: Julián Quiñones <br />
2022: Enner Valencia <br />
2018: Yuri Gazinsky <br />
2014: Marcelo (k.k.) <br />
2010: Siphiwe Tshabalala <br />
2006: Philipp Lahm <br />
2002: Papa Bouba Diop <br />
1998: César Sampaio <br />
1994: Jürgen Klinsmann <br />
1990: François Omam-Biyik <br />
1986: Alessandro Altobelli <br />
1982: Erwin Vandenbergh<br />
1978: Bernard Lacombe <br />
1974: Paul Breitner <br />
1970: Dinko Dermendzhiev <br />
1966: Pelé <br />
1962: Héctor Facundo <br />
1958: Oreste Corbatta <br />
1954: Miloš Milutinović <br />
1950: Ademir de Menezes <br />
1938: Josef Gauchel <br />
1934: Ernesto Belis<br />
1930: Lucien Laurent]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2026: Julián Quiñones <br />
2022: Enner Valencia <br />
2018: Yuri Gazinsky <br />
2014: Marcelo (k.k.) <br />
2010: Siphiwe Tshabalala <br />
2006: Philipp Lahm <br />
2002: Papa Bouba Diop <br />
1998: César Sampaio <br />
1994: Jürgen Klinsmann <br />
1990: François Omam-Biyik <br />
1986: Alessandro Altobelli <br />
1982: Erwin Vandenbergh<br />
1978: Bernard Lacombe <br />
1974: Paul Breitner <br />
1970: Dinko Dermendzhiev <br />
1966: Pelé <br />
1962: Héctor Facundo <br />
1958: Oreste Corbatta <br />
1954: Miloš Milutinović <br />
1950: Ademir de Menezes <br />
1938: Josef Gauchel <br />
1934: Ernesto Belis<br />
1930: Lucien Laurent]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mobilden konu]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-725.html</link>
			<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:09:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-725.html</guid>
			<description><![CDATA[Bu konu mobil uygulama üzerinden gönderilmiştir.<br />
Test içeriklidir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu konu mobil uygulama üzerinden gönderilmiştir.<br />
Test içeriklidir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fenerbahçe'nin yeni başkanını Aziz Yıldırım oldu!]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-724.html</link>
			<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 19:11:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-724.html</guid>
			<description><![CDATA[Fenerbahçe’de tarihi seçim sona erdi. Olağanüstü Seçimli Genel Kurul’da binlerce üyenin oy kullandığı yarışın ardından gözler sandıklara çevrildi. Büyük heyecana sahne olan seçimde kazanan Aziz Yıldırım oldu.<br />
<br />
İŞTE SONUÇLAR<br />
Açılan Sandık Sayısı: 45/45<br />
Toplam Oy: 27387<br />
Aziz YILDIRIM: 17245<br />
Hakan SAFİ: 9927]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fenerbahçe’de tarihi seçim sona erdi. Olağanüstü Seçimli Genel Kurul’da binlerce üyenin oy kullandığı yarışın ardından gözler sandıklara çevrildi. Büyük heyecana sahne olan seçimde kazanan Aziz Yıldırım oldu.<br />
<br />
İŞTE SONUÇLAR<br />
Açılan Sandık Sayısı: 45/45<br />
Toplam Oy: 27387<br />
Aziz YILDIRIM: 17245<br />
Hakan SAFİ: 9927]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Clicks Communicator İle Tanışmaya Hazır mısınız?]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-721.html</link>
			<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 09:31:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-721.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir döneme damga vuran fiziksel klavyeli telefonları 2026 yılında eksiğini gidermek ve bu pazarı tekrardan canladırmak için üretilen Clicks Communicator ile tanışın. <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_7_55_34.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_7_55_34.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Clicks Communicator günümüz akıllı telefonlarında görmeye alışık olmadığımız fiziksel QWERTY klavye ile geliyor. Bu fiziksel klavyeyi 4.03” Amoled bir ekran tamamlarken, işletim sistemi ise Android 16 olacak ve 2 sene boyunca android güncellemesi ve 5 yıl boyunca da güvenlik güncellemeleri alacak. Cihazın işlemcisi 4nm SoC MediaTek olacak. Cihazın Arkada 50MP OIS ve Önde 24MP olmak üzere toplamda iki kamerası bulunmakta. Bataryası ile 4000mAh silikon karbondan olup uzun zaman sonra bu akıllı telefonda 3.5mm kulaklık girişi de bulunmakta. Bu sizi korkutmasın keza bu akıllı telefon Type C girişine sahip. Cihaz parmakizi ile sizlerin güvenliğini korurken parmakizi sensörü yanında bulunan bildirim ışığınıda özelleştirme imkanı sağlıyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_22_06.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_22_06.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
Depolama alında 256 GB alana yer veren Clicks Communicator, Qi2 kablosuz sarjı desteklemekte ve ağırlık olarakta 170 gram. Şu an ön siparişte olan bu cihaz 399 dolar fiyat etiketine sahip. Cihaza sahip olmak isterseniz <a href="https://clicksphone.com/en/communicator" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://clicksphone.com/en/communicator</a> bağlantısı üzerinden ön sipariş oluşturabilirsiniz. Ayrıca bu fiyata ek olarak 30 dolarlık kargo ücreti de bulunmakta. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki Clicks Communicator Türkiye’de satışa sunulacak mı?</span><br />
Bununla ilgili net bir şey söyleyemiyorum ama ön sipariş gönderilecek ülkeler: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Meksika, Kosta Rika, Guatemala, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Umman, Türkiye, Mısır, Avustralya, Yeni Zelanda, Paraguay ve Avrupa genelinde (Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İspanya, İsviçre, Polonya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, İsveç, Yunanistan, İrlanda, Hırvatistan, Portekiz, Danimarka, Slovenya, Lüksemburg, Slovakya, Finlandiya, Litvanya, Karadağ, Bosna Hersek, İzlanda, Man Adası, Kosova ve Macaristan dahil).<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_24_25.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_24_25.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Clicks Communicator alınır mı?</span><br />
Ülkemizde resmi olarak satışa çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama satış fiyatının 499 dolar olması biraz fazla olmuş özellikle Türkiye şartlarında daha da fazla (Yukarıda belirttiğim fiyat ön siparişe özel ve resmi tanıtım gününe kadar geçerli. Cihaz ön siparişten sonra 499 dolar fiyat etiketiyle piyasaya sürülecek). Yazıyı kaleme aldığım gün itibari ile dolar kuru 43,0237 TL (doviz.com verisi). Yani telefonun vergisiz fiyatı 21.468,8 TL. Bakın bu vergisiz hali. Gelin KDV, ÖTV, TRT, Kültür Bakanlığı vs. vergileri, varsa distribütör kârı, bayi kârı derken bunun fiyatı doğal olarak 50bin TL civarına yaklaşacak belkide aşağısında veya yukarısında kalacak bilemiyorum şuan ki tahminimi söylüyorum, bu telefon bu fiyat etmez.<br />
Nostaljik yapısı var belki onun için heveslenmiş olabilirsiniz ama verilen donanımlar bile çok pahalıya sunulmuş. Neden mi?<br />
<ul class="mycode_list"><li>Firma 2 yıl android sistem güncellemesi vereceğini vaat etmiş ama hali hazırda bundan daha fazlasını vaat eden başka markalar var.<br />
</li>
<li>İşlemci olarak MediaTek "IoT" çipi kullanıyor, bu da kabaca Snapdragon 7s Gen 3'e denk geliyor. Bu fiyata bundan daha iyisi olan cihazlar var. Özellikle artık çoklu işlem yapan akıllı telefon pazarında artık yapay zeka her tarafıyla donatılmış bir gal almışken bu işlemci çok yavaş kalır. Buna ek olarak ekran büyüklüğünün oyuna uygun bir telefon olmamasını da eklersek bek elle tutulur yanı kalmıyor.<br />
</li>
<li>Firmanın ilk telefon değil ikinci telefon olarak kullanılması sloganını ele alırsakta, ikinci telefon için gereksiz pahalı ve herkesin fiziksel klavyeli bir akıllı telefon seveceğini sanmıyorum.  <br />
</li>
</ul>
<br />
Peki siz bu telefonu birinci cihazınız olarak alır mıydınız veya ikici cihazınız olarak yanınızda taşır mıydınız?</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir döneme damga vuran fiziksel klavyeli telefonları 2026 yılında eksiğini gidermek ve bu pazarı tekrardan canladırmak için üretilen Clicks Communicator ile tanışın. <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_7_55_34.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_7_55_34.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Clicks Communicator günümüz akıllı telefonlarında görmeye alışık olmadığımız fiziksel QWERTY klavye ile geliyor. Bu fiziksel klavyeyi 4.03” Amoled bir ekran tamamlarken, işletim sistemi ise Android 16 olacak ve 2 sene boyunca android güncellemesi ve 5 yıl boyunca da güvenlik güncellemeleri alacak. Cihazın işlemcisi 4nm SoC MediaTek olacak. Cihazın Arkada 50MP OIS ve Önde 24MP olmak üzere toplamda iki kamerası bulunmakta. Bataryası ile 4000mAh silikon karbondan olup uzun zaman sonra bu akıllı telefonda 3.5mm kulaklık girişi de bulunmakta. Bu sizi korkutmasın keza bu akıllı telefon Type C girişine sahip. Cihaz parmakizi ile sizlerin güvenliğini korurken parmakizi sensörü yanında bulunan bildirim ışığınıda özelleştirme imkanı sağlıyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_22_06.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_22_06.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
Depolama alında 256 GB alana yer veren Clicks Communicator, Qi2 kablosuz sarjı desteklemekte ve ağırlık olarakta 170 gram. Şu an ön siparişte olan bu cihaz 399 dolar fiyat etiketine sahip. Cihaza sahip olmak isterseniz <a href="https://clicksphone.com/en/communicator" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://clicksphone.com/en/communicator</a> bağlantısı üzerinden ön sipariş oluşturabilirsiniz. Ayrıca bu fiyata ek olarak 30 dolarlık kargo ücreti de bulunmakta. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki Clicks Communicator Türkiye’de satışa sunulacak mı?</span><br />
Bununla ilgili net bir şey söyleyemiyorum ama ön sipariş gönderilecek ülkeler: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Meksika, Kosta Rika, Guatemala, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Umman, Türkiye, Mısır, Avustralya, Yeni Zelanda, Paraguay ve Avrupa genelinde (Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İspanya, İsviçre, Polonya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, İsveç, Yunanistan, İrlanda, Hırvatistan, Portekiz, Danimarka, Slovenya, Lüksemburg, Slovakya, Finlandiya, Litvanya, Karadağ, Bosna Hersek, İzlanda, Man Adası, Kosova ve Macaristan dahil).<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_24_25.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_04_01_26_9_24_25.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Clicks Communicator alınır mı?</span><br />
Ülkemizde resmi olarak satışa çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama satış fiyatının 499 dolar olması biraz fazla olmuş özellikle Türkiye şartlarında daha da fazla (Yukarıda belirttiğim fiyat ön siparişe özel ve resmi tanıtım gününe kadar geçerli. Cihaz ön siparişten sonra 499 dolar fiyat etiketiyle piyasaya sürülecek). Yazıyı kaleme aldığım gün itibari ile dolar kuru 43,0237 TL (doviz.com verisi). Yani telefonun vergisiz fiyatı 21.468,8 TL. Bakın bu vergisiz hali. Gelin KDV, ÖTV, TRT, Kültür Bakanlığı vs. vergileri, varsa distribütör kârı, bayi kârı derken bunun fiyatı doğal olarak 50bin TL civarına yaklaşacak belkide aşağısında veya yukarısında kalacak bilemiyorum şuan ki tahminimi söylüyorum, bu telefon bu fiyat etmez.<br />
Nostaljik yapısı var belki onun için heveslenmiş olabilirsiniz ama verilen donanımlar bile çok pahalıya sunulmuş. Neden mi?<br />
<ul class="mycode_list"><li>Firma 2 yıl android sistem güncellemesi vereceğini vaat etmiş ama hali hazırda bundan daha fazlasını vaat eden başka markalar var.<br />
</li>
<li>İşlemci olarak MediaTek "IoT" çipi kullanıyor, bu da kabaca Snapdragon 7s Gen 3'e denk geliyor. Bu fiyata bundan daha iyisi olan cihazlar var. Özellikle artık çoklu işlem yapan akıllı telefon pazarında artık yapay zeka her tarafıyla donatılmış bir gal almışken bu işlemci çok yavaş kalır. Buna ek olarak ekran büyüklüğünün oyuna uygun bir telefon olmamasını da eklersek bek elle tutulur yanı kalmıyor.<br />
</li>
<li>Firmanın ilk telefon değil ikinci telefon olarak kullanılması sloganını ele alırsakta, ikinci telefon için gereksiz pahalı ve herkesin fiziksel klavyeli bir akıllı telefon seveceğini sanmıyorum.  <br />
</li>
</ul>
<br />
Peki siz bu telefonu birinci cihazınız olarak alır mıydınız veya ikici cihazınız olarak yanınızda taşır mıydınız?</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Samsung Galaxy S26 Ultra’nın Özellikleri Sızdı!]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-720.html</link>
			<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 08:07:35 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-720.html</guid>
			<description><![CDATA[Samsung’un teknoloji dünyasında merakla beklenen yeni amiral gemisi Galaxy S26 Ultra özellikleri ile ilgili sızıntılar gelmeye başladı. Gelen sızıntılara bakıldığında Samsung bu cihazla yeniklerin kapısını açarken cihazın ne kadar iddialı olacağını gözler önüne seriyor. İşte sızdırılan özellikler:<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_03_01_26_7_17_39.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_03_01_26_7_17_39.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Snapdragon’un En Güçlüsü:</span> Daha hızlı ve daha verimli olan 2nm/Snapdragon 8 Elite Gen 5<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Grafen Batarya:</span> Daha hızlı şarj olma ve çok daha uzun kullanım ömrü sunan yenilikçi batarya.<br />
Daha Parlak ve Verimli Ekran ve Gizlilik: Düşük güç tüketimiyle rekor parlaklık seviyelerine ulaşan yeni bir Dynamic AMOLED panel. Ayrıca One UI 8.5 sızıntılarına göre, ekrana doğrudan bakıldığında görüntüyü net tutuyor. Yan açılardan bakıldığında ise ekran otomatik olarak kararıyor. Yani harici gizlilik camına ihtiyaç duymuyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hafif Titanyum Kasa:</span> Mevcut titanyum çerçeveden daha dayanıklı ve daha hafif yeni bir alaşım.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Artırılmış RAM ve Depolama:</span> Çoklu görev performansı için daha hızlı RAM/Bellek ve en az 12GB/256GB depolama alanı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UFS 5.0 Depolama Hızı:</span> Uygulama ve dosya açılış hızlarını zirveye taşıyacak yeni nesil depolama birimi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daha İyi Kamera Performansı:</span> Ana kamera ve telefoto lenslerde daha büyük diyafram açıklıkları daha geniş selfie görüş alanı. Ayrıca içerik oluşturucular için yepyeni manuel video kontrolleri. Ekran altında gizlenmiş ve tamamen gizlenmiş ön kamera.<br />
<br />
Bu yenilikleri içeren Samsung Galaxy s26 Ultra’nın fiyatınında 1299 dolar olması bekleniyor. Sizin Samsung Galaxy S26 Ultra ile ilgili düşünceleriniz neler, yorumlarda bizimle paylaşın!<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Samsung’un teknoloji dünyasında merakla beklenen yeni amiral gemisi Galaxy S26 Ultra özellikleri ile ilgili sızıntılar gelmeye başladı. Gelen sızıntılara bakıldığında Samsung bu cihazla yeniklerin kapısını açarken cihazın ne kadar iddialı olacağını gözler önüne seriyor. İşte sızdırılan özellikler:<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_03_01_26_7_17_39.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_03_01_26_7_17_39.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Snapdragon’un En Güçlüsü:</span> Daha hızlı ve daha verimli olan 2nm/Snapdragon 8 Elite Gen 5<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Grafen Batarya:</span> Daha hızlı şarj olma ve çok daha uzun kullanım ömrü sunan yenilikçi batarya.<br />
Daha Parlak ve Verimli Ekran ve Gizlilik: Düşük güç tüketimiyle rekor parlaklık seviyelerine ulaşan yeni bir Dynamic AMOLED panel. Ayrıca One UI 8.5 sızıntılarına göre, ekrana doğrudan bakıldığında görüntüyü net tutuyor. Yan açılardan bakıldığında ise ekran otomatik olarak kararıyor. Yani harici gizlilik camına ihtiyaç duymuyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hafif Titanyum Kasa:</span> Mevcut titanyum çerçeveden daha dayanıklı ve daha hafif yeni bir alaşım.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Artırılmış RAM ve Depolama:</span> Çoklu görev performansı için daha hızlı RAM/Bellek ve en az 12GB/256GB depolama alanı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UFS 5.0 Depolama Hızı:</span> Uygulama ve dosya açılış hızlarını zirveye taşıyacak yeni nesil depolama birimi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daha İyi Kamera Performansı:</span> Ana kamera ve telefoto lenslerde daha büyük diyafram açıklıkları daha geniş selfie görüş alanı. Ayrıca içerik oluşturucular için yepyeni manuel video kontrolleri. Ekran altında gizlenmiş ve tamamen gizlenmiş ön kamera.<br />
<br />
Bu yenilikleri içeren Samsung Galaxy s26 Ultra’nın fiyatınında 1299 dolar olması bekleniyor. Sizin Samsung Galaxy S26 Ultra ile ilgili düşünceleriniz neler, yorumlarda bizimle paylaşın!<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2026’nın resmi tatil günleri]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-719.html</link>
			<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 15:26:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-719.html</guid>
			<description><![CDATA[2026’nın resmi tatil günleri netleşti:<br />
<br />
•⁠ 1 Ocak 2026 Perşembe: Yılbaşı<br />
<br />
•⁠ 19 Mart 2026 Perşembe: Ramazan Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 20–22 Mart 2026: Ramazan Bayramı<br />
<br />
•⁠ 23 Nisan 2026 Perşembe: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı<br />
<br />
•⁠ 1 Mayıs 2026 Cuma: Emek ve Dayanışma Günü<br />
<br />
•⁠ 19 Mayıs 2026 Salı: Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı<br />
<br />
•⁠ 26 Mayıs 2026 Salı: Kurban Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 27–30 Mayıs 2026: Kurban Bayramı<br />
<br />
•⁠ 15 Temmuz 2026 Çarşamba: Demokrasi ve Milli Birlik Günü<br />
<br />
•⁠ 30 Ağustos 2026 Pazar: Zafer Bayramı<br />
<br />
•⁠ 28 Ekim 2026 Çarşamba: Cumhuriyet Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 29 Ekim 2026 Perşembe: Cumhuriyet Bayramı<br />
<br />
28 Ekim'in yarım gün sayılması nedeniyle toplam 15,5 gün resmi tatil olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2026’nın resmi tatil günleri netleşti:<br />
<br />
•⁠ 1 Ocak 2026 Perşembe: Yılbaşı<br />
<br />
•⁠ 19 Mart 2026 Perşembe: Ramazan Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 20–22 Mart 2026: Ramazan Bayramı<br />
<br />
•⁠ 23 Nisan 2026 Perşembe: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı<br />
<br />
•⁠ 1 Mayıs 2026 Cuma: Emek ve Dayanışma Günü<br />
<br />
•⁠ 19 Mayıs 2026 Salı: Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı<br />
<br />
•⁠ 26 Mayıs 2026 Salı: Kurban Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 27–30 Mayıs 2026: Kurban Bayramı<br />
<br />
•⁠ 15 Temmuz 2026 Çarşamba: Demokrasi ve Milli Birlik Günü<br />
<br />
•⁠ 30 Ağustos 2026 Pazar: Zafer Bayramı<br />
<br />
•⁠ 28 Ekim 2026 Çarşamba: Cumhuriyet Bayramı Arifesi (Yarım gün)<br />
<br />
•⁠ 29 Ekim 2026 Perşembe: Cumhuriyet Bayramı<br />
<br />
28 Ekim'in yarım gün sayılması nedeniyle toplam 15,5 gün resmi tatil olacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AB için yeni dijital ödeme alt yapısı geliyor]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-718.html</link>
			<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 21:30:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-718.html</guid>
			<description><![CDATA[AB, Visa/Mastercard ve Apple/Google Pay'in yerini alacak dijital bir ödeme altyapısı getireceğini açıkladı.  <br />
<br />
Hiçbir ücreti olmayacak ve %100 Avrupa'ya özel olacak.<br />
<br />
Avrupa merkezli bankalar, yeni sistem için hazırlık yapmaya başladılar. AB fonlarından ilgili bankalara destek sağlanacak.<br />
<br />
(Rusen)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AB, Visa/Mastercard ve Apple/Google Pay'in yerini alacak dijital bir ödeme altyapısı getireceğini açıkladı.  <br />
<br />
Hiçbir ücreti olmayacak ve %100 Avrupa'ya özel olacak.<br />
<br />
Avrupa merkezli bankalar, yeni sistem için hazırlık yapmaya başladılar. AB fonlarından ilgili bankalara destek sağlanacak.<br />
<br />
(Rusen)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mutlu Yıllar Herkese!]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-717.html</link>
			<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 13:24:39 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-717.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">2025 yılının son gününe elveda ve 2026 yılına merhaba diyeceğimiz bu gecede her takipçimizin yeni yılını kutlu ve her şeyin gönlünüzce olmasını istiyoruz.<br />
<br />
<marquee><a href=" https://gidenler.me/images/v2/ficons/noel.gif" alt="Resim Linki"><img src=" https://gidenler.me/images/v2/ficons/noel.gif" style="max-width: 450px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></marquee><br />
<br />
Mutlu Yıllar…<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">2025 yılının son gününe elveda ve 2026 yılına merhaba diyeceğimiz bu gecede her takipçimizin yeni yılını kutlu ve her şeyin gönlünüzce olmasını istiyoruz.<br />
<br />
<marquee><a href=" https://gidenler.me/images/v2/ficons/noel.gif" alt="Resim Linki"><img src=" https://gidenler.me/images/v2/ficons/noel.gif" style="max-width: 450px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></marquee><br />
<br />
Mutlu Yıllar…<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[iPhone Fold mu geliyor?]]></title>
			<link>https://gidenler.me/thread-716.html</link>
			<pubDate>Tue, 30 Dec 2025 21:58:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://gidenler.me/member.php?action=profile&uid=2">Hasan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://gidenler.me/thread-716.html</guid>
			<description><![CDATA[Teknoloji dünyasını en önemli şirketlerinden Apple’ın yıllardır katlanabilir bir telefon üretmesi beklentisindeydi takipçileri. Bir çok fanı Apple bir katlanabilir telefon yapsa diye sosyal medya sitelerinde prototip tasarım paylaşmışlardı. Yıllardır takip ettiğim bu firma, her zaman aceleci olmayıp diğer firmalar tarafından verilen teknolojileri kendi telefonlarında en iyi şekilde sunarak “yaparsa apple yapar” sloganın şekil bulmuş haline bürünmüştü. Ancak ünlü sızıntı kaynağı Jon Prosser tarafından paylaşılan son veriler ve 3 boyutlu tasarımlar, katlanabilir akıllı telefon alanında Apple’ında olacağını gösteriyor. Yeni cihazın adında “iPhone Fold” veya “iPhone Ultra” olarak anılancak. Apple’ın şimdiye kadarki üretilen en ince akıllı telefonlardan biri olacağıda verilen sızıntılardan anlaşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki yeni “iPhone Fold” veya “iPhone Ultra” nasıl olacak?</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_52_44.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_52_44.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Apple’ın test ettiği prototipler, içe doğru katlanan ve tek parça esnek ekran yerine iki ekranlı bir yapıya işaret ediyor. Kapak ekranının 5.5 inç ve iç ekranının ise 7.8 inç olması bekleniyor. Yeni iPhone bu yönüyle Google’ın Pixel Fold modelini andırıyor. Yeni modelin sızdırılan tasarımına bakarsanız Face ID olmayacak ve Face ID yerini Touch ID devredecek. Ayrıca 2 adet arka kameranın (48MP+48 MP) yanında iki ekranda da bir adet kamera (iç ve dış ekranda) kamera yer alacak. Cihazın açıkken tek parçasının 4.5mm kalınlığında olması beklenirken (kapalı hali 9mm kalınlığında) her iki parçayı tutan menteşenin ise sıvı metal menteşeden oluşması beklenirken bu menteşe sayesinde katlanma izinin oluşmamasının sağlanacak. Cihaz donanım gücünü 2 nanometre mimarili A20 Pro işlemciden alırken C2 modem birimini de bünyesinde barındırıcak. Pil gücünün 5400-5800mAh arasında olması beklenen cihazın tahmini fiyat aralığı ise yaklaşık <a href="http://tel:2000-2400" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">2000-2400</a> dolar olacağı yönünde ve de Eylül 2026 tanıtılması bekleniyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_56_22.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_56_22.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özetle iPhone Fold’un sızdırılan detayları</span><br />
- 5.5 inç kapak ekran / 7.8 inç iç ekran<br />
- 5400-5800mAh arası bir değerde batarya<br />
- A20 Pro (2nm) + C2 modem<br />
- 48 MP çift arka kamera<br />
- Çift ön kamera (iç + dış)<br />
- Tek kanat inceliği 4,5 mm (açılmış halde)<br />
- Touch ID (Face ID olmayacak )<br />
- 2.000–2.500 dolar fiyat aralığı<br />
- Lansman tarihi Eylül 2026</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Teknoloji dünyasını en önemli şirketlerinden Apple’ın yıllardır katlanabilir bir telefon üretmesi beklentisindeydi takipçileri. Bir çok fanı Apple bir katlanabilir telefon yapsa diye sosyal medya sitelerinde prototip tasarım paylaşmışlardı. Yıllardır takip ettiğim bu firma, her zaman aceleci olmayıp diğer firmalar tarafından verilen teknolojileri kendi telefonlarında en iyi şekilde sunarak “yaparsa apple yapar” sloganın şekil bulmuş haline bürünmüştü. Ancak ünlü sızıntı kaynağı Jon Prosser tarafından paylaşılan son veriler ve 3 boyutlu tasarımlar, katlanabilir akıllı telefon alanında Apple’ında olacağını gösteriyor. Yeni cihazın adında “iPhone Fold” veya “iPhone Ultra” olarak anılancak. Apple’ın şimdiye kadarki üretilen en ince akıllı telefonlardan biri olacağıda verilen sızıntılardan anlaşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki yeni “iPhone Fold” veya “iPhone Ultra” nasıl olacak?</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_52_44.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_52_44.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Apple’ın test ettiği prototipler, içe doğru katlanan ve tek parça esnek ekran yerine iki ekranlı bir yapıya işaret ediyor. Kapak ekranının 5.5 inç ve iç ekranının ise 7.8 inç olması bekleniyor. Yeni iPhone bu yönüyle Google’ın Pixel Fold modelini andırıyor. Yeni modelin sızdırılan tasarımına bakarsanız Face ID olmayacak ve Face ID yerini Touch ID devredecek. Ayrıca 2 adet arka kameranın (48MP+48 MP) yanında iki ekranda da bir adet kamera (iç ve dış ekranda) kamera yer alacak. Cihazın açıkken tek parçasının 4.5mm kalınlığında olması beklenirken (kapalı hali 9mm kalınlığında) her iki parçayı tutan menteşenin ise sıvı metal menteşeden oluşması beklenirken bu menteşe sayesinde katlanma izinin oluşmamasının sağlanacak. Cihaz donanım gücünü 2 nanometre mimarili A20 Pro işlemciden alırken C2 modem birimini de bünyesinde barındırıcak. Pil gücünün 5400-5800mAh arasında olması beklenen cihazın tahmini fiyat aralığı ise yaklaşık <a href="http://tel:2000-2400" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">2000-2400</a> dolar olacağı yönünde ve de Eylül 2026 tanıtılması bekleniyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_56_22.jpeg" alt="Resim Linki"><img src="https://gidenler.me/gallery/2_30_12_25_9_56_22.jpeg" style="max-width: 495px;" title="Resmi tam boyut görmek için tıklayınız." alt="Resim" /></a></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özetle iPhone Fold’un sızdırılan detayları</span><br />
- 5.5 inç kapak ekran / 7.8 inç iç ekran<br />
- 5400-5800mAh arası bir değerde batarya<br />
- A20 Pro (2nm) + C2 modem<br />
- 48 MP çift arka kamera<br />
- Çift ön kamera (iç + dış)<br />
- Tek kanat inceliği 4,5 mm (açılmış halde)<br />
- Touch ID (Face ID olmayacak )<br />
- 2.000–2.500 dolar fiyat aralığı<br />
- Lansman tarihi Eylül 2026</div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>