Kekemelik
Kekemelik konuşmanın akışı, ritmi, tizliği, vurguları, ses birimlerinin çıkarılması ve anlaşılmasında bir bozukluğun olmasıdır. Konuşmaktan kaçınma gibi ikincil belirtiler de görülebilir. Kişiler stres altındayken daha çok kekeleyebilir ya da rahat hissettiklerinde konuşmaları akıcı olabilir. Aynı zamanda psikolojik sorunlar eşlik edebilir. Örneğin bireyler akıcı konuşamadığı zaman içe dönük hale gelebilir ve sosyal kaygı oluşur. Kişi toplum önünde konuşmaktan uzaklaşır. Mesleki ve okul başarısı düşebilir. Alay edilme, küçük görülme, karşı tarafın kekeleyen kişiyi dinlerken sıkılması gibi sorunlar oluşabilir. Genellikle çocuklukta veya ergenliğin sonlarına doğru ortadan kaybolsa da yetişkinlikte de görülebilir. Bu sebeple erken tanı ve tedavi önemlidir. Tedavi uygulayabilmek için kekemeliğin öteki konuşma bozukluklarından ayrılması gerekir. Burda klinisyenin gözlemi devreye girer çünkü diğer konuşma bozukluklarını dışta bırakacak nesnel bir ölçüm yöntemi yoktur. Pekçok akıcısızlık bozukluğu vardır ve bunları birbirinden ayırmak her zaman kolay olmayabilir.
Nedenleri
Araştırmalar kekemeliğin tek bir sebebinin olmadığını, pekçok fizyolojik, nörolojik ve psikolojik nedenin birleşimiyle ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Beyinde, özellikle sol hemisferde temporal ve frontal bölgelerde daha az kanlanma görülmektedir. Serebral Dominans teorisine göre sol yarımküre konuşma sinyallerinin hızlı geçişlerini sağlamakta yavaştır. Yetişkinlerde kafa travması, beyin tümörü, çeşitli nörolojik işlev bozuklukları da kekemeliğe neden olabilir. Ayrıca yine erişkinlerde dopamin nörotransmiterdeki artışın da kekemeliği ve bazı istemsiz davranışları (tourette sendromu gibi) ortaya çıkarabileceği düşünülmektedir. Gen çalışmaları, ailesinde kekemelik öyküsü bulunan bireylerin akıcısızlık konuşma bozukluklarına yatkın olabildiğini ileri sürmektedir. Bu sebeple yalnızca fiziksel ve nörolojik değerlendirme yeterli değildir. Kişinin aile öyküsü de tanı ve tedavide önemli rol oynamaktadır. Erkeklerde, kızlara oranla daha fazla kekeleme eğilimi görülmektedir. Geçmiş travma öyküsü, kaygı, olumsuz çocukluk deneyimleri (zorbalık, konuşmasının akıcı olmaması nedeniyle cezalandırılma) gibi psikolojik ve çevresel etkenler de göz önünde bulundurulmalıdır.
Tedavi
Kekemelik tedavisi üç aşamada incelenebilir.
1: Dil ve konuşma terapisti: Ses çıkarma, soluk alma, vurgu gibi daha çok fiziksel dil becerileri üzerine çalışırlar. Dil terapistinden destek almak bu anlamda önemlidir.
2: Psikolog/psikiyatrist/psikolojik danışman desteği: Terapistler kekeleyen bireylerde kaygıyla çalışabilir. Utanç, öfke, toplumsal beceriler, akademik/mesleki başarı, özsaygı gibi konular üzerinde durulur. Sadece bu konularla çalışmak bile kişide ciddi olumlu sonuçlar meydana getirebilir.
3: Aile ve çevre desteği: Bireyin çevresi tarafından kabul edilmesi, konuşurken cümlelerinin tamamlanmaması ve sıkılma belirtileri gösterilmemesi gerekir. Kişi, karşı tarafın sıkıldığını hissettiğinde kaygılanabilir. Bu durum kekelemeyi arttıracaktır.
Sonuç
Kekemelik; tek bir sebebi olmayan, genelde çocuklukta başlayan ancak yetişkinlikte de görülebilen bir akıcı konuşma bozukluğudur. Fizyolojik, nörolojik, psikolojik ve çevresel boyutlarda incelenmesi ve tedavi aşamasında bunların gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Dil terapisti ve psikolojik destek almasını sağlamak, kekeleyen kişiye karşı sabırlı ve cesaretlendirici olmak önemlidir.