|
0
Zeydiyye Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Uzun zaman önce Mısır üzerinde kurulan Türk Devletlerini araştırırken karşıma Fatımiler çıkmıştı. Bu devleti araştırırken devletin halifelikle yönetildiği ve halifenin Şii mezhebinde olduğunu okuduğum an nedir bu "Şii"lik diye bayağı araştırma yapmıştım.
Şia ise bu olayı Hz.Ali'nin halifeliğine işaret eder.
Veda Haccı Yolu Konuyu bu kadar uzatmak istemedim. Ancak bu konulara üstünkörü olarak bakmazsak ileri de anlatılacaklar eksik kalacak ve anlaşılmayacaktı. Bazı konulara ise çokça değinmedim aksi halde bunun üzerine Sünni görüşler ve Şia görüşleri üzerine daha fazla yazacaktık ve bu konudan sapmamıza neden olacaktı. Bu konular üzerine yeni bir yazıda tartışırız. Buraya kadar Zeydiyyenin bağlı olduğu Şia'nın nasıl ortaya çıktığını anlatmaya çalıştık. Şimdi Şia görüşlerine bakmamız ve bunun üzerine Zeydiyye'yi tanımlamamız gerekmekte. Çünkü Zeydiyye, itikadi konularda Mutezille'ye, fıkhi konularda ise Sunni mezheplerden Hanifi mezhebine yakınlığı ile ön plana çıkmaktadır. Şia mezheplerinin en önemli özelliği olan imamet konusu bu mezhepte de ön plandadır(imanın şartlarındandır.). Şia'da 14 masum ve akabinde 12 imam sırasıyla şunlardır:
"Lailaheillallah Muhammedun Resulullah ve Aliyyun Veliyyu Hamiyetullahi ve Huccetullah!" (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun elçisidir ve Ali Allah’ın dostudur. Allah’ın resulünün varisi ve onun ilk halifesidir.) Ancak Şia mezhepleri arasında yer ne kadar Hz. Ali'nin ilk imam ilk halife olmasında hem fikir olsalar bile imametin devamı konusunda fikir ayrılıkları vardır. Örneğin Caferiyye 12 imamcı olsa bile İsmailiyye 7 imamcıdır yani İsmailiyye de 7. imam 6.İmam Cafer-es Sadık'ın oğlu İsmail'dir (Caferilikte bu Musa Kazım'dır) ve son imamdır. Burada imamın, iki mezhepte Hz. Hüseyin'in soyundan gelecek olması konusunda hem fikirdir. Ancak Zeydiyye'de burada farklı bir bakış açısı getirmektedir. Caferiyye'de 12.imam Muhammed Mehdi'dir. "İmam Mehdi beş yaşında iken imamet makamına gemiştir. Bu andan itibaren Küçük Gaybet(gizlenme)'i bitene kadar dört naip diye bilinen elçileri aracılığı insanlarla iletişim kurmaktaydı. Son naibin vefatından sonra büyük gaybet başlamıştır. Günümüzde de büyük gaybettedir ve zuhur tarihi -ki kıyametten önce gelecek- hiçbir şekilde belli değildir. Zeydiyye'de gaybette imam yoktur yani bir nevi 11.imamda son bulmaktadır. Gaybet konusuna sıcak bakmamaktadır. Zeydiyye, "İmamet" konusunda Şia mezhepleri altında incelense de imamete bakış açısı diğer Şia kollarından da farklıdır. İmam olacak kişi Hz.Ali (ve Hz.Fatıma) soyundan gelecek ve imamet için belli şartları sağlayıp bunu alelen duyuracaktır. Aksi halde imamlığından bahsedemez. Zaten bu şartı sebebiyle Caferilikte kabul gören 12.imam Muhammed Mehdi'yi kabul etmez. Zeydiyye Mezhebi Nedir?
Zeydiyye, Mutezile gibi akla önem veren bir mezheptir. Allah’ın kullarına verdiği üç delil olarak kitap, sünnet ve aklı saymaktadır, kitap ve sünnet akılla bilinebileceği için aklı diğer iki delilin önüne geçirmektedir. Yukarıda da belirttiğim gibi itikadi konularda Mutezille'ye benzetilme sebebide bunlardan dolayıdır. Hatta mezhebin temel esasları Tevhid, Adalet, el-Va’d ve’l-Vaid, Nübüvvet, İmamet ve el-Emru bi’l-Ma’ruf ve’nNehyi ani’l-Münker olarak sıralanmakta sadece "İmamet" konusunda mutezille'den ayrılmaktadır. (Mutezile de iman esasları: Tevhid, adalet, el-menzile beyne'l-menzileteyn, emir-i bi'l-ma'ruf nehiy ani'l-münker ve el-vaʻd ve'l-vaîd)Zeydiyye mezhebinin temel görüşlerini Tevhid, Adalet, el-V’ad ve’l-Va’id, Emr-i bi’lMa’ruf ve Nehy-i Ani’l-Münker ve İmamet konuları etrafında şekillenmektedir. Bu beş esas aynı zamanda Zeydiyye’nin mezhep esasları olarak da kabul edilmektedir. 1. Tevhid: Zeydiyye tevhid konusunda Allah’ın bir olduğunu belirttikten sonra sıfatları Allah ile özdeşleştirir ve bu sıfatların zıtlarının Allah’a nispetini, Allah’ın zatına zaid ve kadim olmalarını reddeder. Zeydiyye Allah’ın sıfatlarını zatından, zatını da sıfatlardan ayrı olarak görmemektedir. Onlara göre Allah zatıyla alim, kadir, semi, basir ve haydır ve Allah’ın hem bu dünyada hem de ahirette görülemeyeceğini iddia etmektedir. 2. Adalet: Allah’ın yaptığı her şeyin adaletli olduğu esasına dayanan bu prensibin temelinde Allah’ı menfi her türlü tasavvurdan uzaklaştırma düşüncesi bulunmaktadır. Zeydiyye’ye göre Allah, küfrü, zulmü ve adaletsizliği yaratmaz, insanlara sadece iyiliği ve itaati emredip kötülüğü yasaklar ve insanı kendi fiilinde serbest bırakır. Allah bütün fiillerinde adildir, yarattıklarını gözetendir, kulları için merhametlidir, güçlerinin yetmediği şeyi yüklemez, yapmadığı şeylerden sorumlu tutmaz, Allah zerre miktarı zulmetmez, bir iyilik varsa buna büyük bir ecir verir, Allah küfrü ve zulmü yaratmaz onları emretmez. Kimde bunlardan birini yaparsa Allah merhamet etmez, Allah insanlar ile iman arasına bir engel koymaz, itaati emredip ma’siyeti nehyeder, Allah insanlara iyilik ve kötülüğü gösterir, Allah kulların fiillerinden beridir, küfür ve iman Allah tarafından açıklanmıştır, bu ikisini yapmak insanlardandır. Zeydiyye’ye göre Allah’ın yaptığı bir şeyin Allah’a vacip olmaması gerektiği gibi Allah da kullarına güçlerinin yetmeyeceği bir şeyi yüklemez. 3. el-Va’d ve’l-Vaid: Zeydiyye’ye göre Va’d Mutezile’de olduğu gibi, iyilik yapanları ödüllendireceğini, vaid ise kötülük yapanları, günah işleyenleri ve adaletsizlik yapanları cezalandıracağını söyleyen Allah’ın bu sözünden dönmemesidir. Va’di sevap (mükafat) haberleri, vaid’i ise ceza haberleri olarak tanımlayan Zeydiyye’ye göre Allah muhakkak, müminleri öldükleri zaman ödüllendirecek ve onları ebedi cennete gönderecektir. Kafirleri ise cezalandırarak ebedi kalacakları cehenneme gönderecektir. Yine bu konuda Zeydiyye’ye göre Müslümanlardan büyük günah işleyenler tövbe etmeden öldükleri takdirde Cehennem’de ebedi olarak kalacaklardır. Büyük günah işleyen kimsenin ne mümin ne de kafir olduğu, ikisi arasında bir yerde bulunduğu ve tövbe etmediği takdirde cehennemlik olacağı, fakat cezasının kafirlerden daha hafif olacağı anlamına gelen el-menzile beyne’l-menzileteyn prensibine gelince, Mutezile’nin esasları arasında yer alan bu prensip Zeydi kelamcılar tarafından mezhep esasları arasında sayılmamaktadır. 4. İmamet: İmamet esası, Zeydi düşüncenin merkezini oluşturmaktadır ve imametin Ali-Fatıma (Fatımi) soyundan gelen alim, faziletli, kahraman, cömert, takva sahibi ve bizzat imametini ilan ederek kendi adına davette bulunan kimsenin hakkı olduğuna inanan topluluğun genel adı olarak karşımıza çıkmaktadır. İmamet, Zeydiyye’ye göre dinin usulünden sayılmaktadır. Zeydi imamet nazariyesine göre Hz. Peygamberden sonra ümmetin en faziletlisi ve imamete en layık kişi olan Hz.Ali, ondan sonra da Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’dir. Bu ikisinden sonra ise onların soyundan gerekli şartları haiz her kim imametini ilan eder ve davette bulunursa o kendisine itaatin zorunlu olduğu imamdır. Zeydiler için İmametin üç ana şartı vardır: 1. İmamların Hz.Hasan veya Hz.Hüseyin’in soyundan geliyor olması gerekmektedir. Bu soydan gelen ve kendi imametini açıkça ilan ederek kendisine davette bulunan buluğa ermiş, hür, erkek, alim zamanının en faziletlisi, cesur, cömert, takva sahibi, adaletli, Allah yolunda cihad eden, zalimlere karşı şiddetli, müminlere karşı güvenilir vb. sıfatlara sahip olan kişi kendisine itaatin vacib olduğu imamdır. 2. İmamların gerçek bilgiye sahip ve ictihad yapabilen alim kişiler olması gerekmektedir 3. İmamın açıkça imametini ilan ederek kendi adına davette bulunması ve bunun için mücadele etmesidir. İmamet görüşüyle ilgili olarak Zeydiyye’nin Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer hakkındaki görüşleri diğer Şia mezheplerinden farklıdır. Zeydiler, umumiyetle bu ikisi hakkında olumlu düşünürler. Hz. Ali'yi ümmetin en faziletlisi (efdal imam) olarak kabul etmekle birlikte Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in Peygamber (asm)'in arkadaşları olması ve onunla birlikte cihad etmelerinden, Hz. Ali’nin bu ikisinin imametinden razı olmasından (mefdul imam) ve onlar hakkındaki iyi sözler söylemesinden dolayı Zeydiler bu iki kişinin imametini caiz görmektedirler. Zeydi imamet nazariyesindeki bir başka önemli nokta da efdal ve mefdul imam anlayışıdır. Zeyd b. Ali’nin Hz. Ebubekir ve Hz.Ömer hakkındaki tutumu efdal varken mefdulün yani daha az faziletli olanın imametinin caiz olup olmadığını gündeme getirmiştir. Neticede Zeydiyye, efdal dururken Müslümanların menfaati gereği mefdulün imametini caiz kabul etmiştir. Bu yaklaşımlarıyla Zeydiyye’nin imamet konusuna yeni boyutlar kazandığı görülmektedir ve bu konuda diğer Şia mezheplerinden farklıdır. 5. Emr-i bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i ani’l-Münker: İslam düşüncesinde iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak anlamına gelen ve Emr-i bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i ani’l-Münker şeklinde formüle edilen bu prensibin hem iyiliğin yerleştirilmesi ve kötülüğün ortadan kaldırılması şeklinde ahlaki boyutu hem de zulme karşı kuvvet kullanma ve kötü yöneticilere başkaldırma şeklinde siyasi boyutu bulunmaktadır. Al-i İmran 104.ayeti delil olarak kullanan Zeydiyye’ye göre belirli şartlar yerine geldiğinde bu prensibi uygulamak vacibtir. İlim ve kudret şartları yerine geldiği zaman bu prensibi uygulamak zorunludur ve akıl-baliğ olup gücü yeten kişinin neyi emredip neyi yasaklayacağını bilmesi gerekir. Zeydiyye Mezhebi Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Zeyd bin Ali (695-740), Hz. Hüseyin’in torunu, İmam Zeynelâbidin’in oğlu ve Şii Zeydiyye mezhebinin kurucu lideri olarak kabul edilen önemli bir İslam âlimi ve siyasetçisidir.Zeyd bin Ali'nin ne zaman doğduğu net olarak belli değildir. MS 695, 698 ve 699 yıllarından birinde Medine'de doğmuştur. İlk olarak babası İmam Zeynelâbidin'den eğitim almaya başlamış daha sonraları abisinde İmam Muhammed Bakır'dan eğitim almaya devam etmiştir. Döneminin diğer önemli isimleri Ebân bin Osman, Urve bin Zübeyr, Abdullah bin Hasan, Abdullah bin Ebî Râfi’ eğitim alıp hadis rivayet etmiştir. Peygamber (s.a.v)'in ashabından bazılarını görmüştür. Medine’den başka diğer İslâm memleketlerini de dolaşarak oralarda ilim tahsil etmiştir. Fıkıhta ve kırâat ilminde zamanının gözdesidir. Güzel konuşmaları ile etrafındakilerin dikkatini çekmiştir. II. Ömer'in yaklaşık iki yıl gibi kısa süren Emevîler Hâlifeliği sırasında gerçekleştirdiği köklü inkılâplar halkın zihnine kalıcı bir şekilde kazınmıştı. II. Ömer'in yakın arkadaşı olan "Zeyd" de onun ani ölümünün ardından büyük bir şaşkınlık ve keder içerisindeydi. II. Ömer'in ardından iş başına gelen yeni Emevî Hükümeti, onun gerçekleştirdiği adilâne inkılâpları devam ettirmeğe pek istekli görünmüyordu. İşte böyle bulanık bir ortamda "Zeyd ibn Ali Zeyn el-Âb’ı-Dîn", Kûfelilerden kendisinin halifeliğe talip olmasını destekleyen mektuplar ve davetler almağa başlamıştı. Aynı zamanda Zeyd’in değişik memleketlere ilim için yaptığı seyahatleri bahane ederek Emevî halifesi Hişam bin Abdülmelik'i aleyhine kışkırttılar. Onun ilim için dolaşmayıp, hilâfete geçmek için çevresine adam topladığını söylediler. Milâdi 740 yılında İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe Nu’man İbn-i Sâbit'in de desteğini arkasına alan "Zeyd ibn Ali Zeyn el-Âb’ı-Dîn", her ne kadar İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe ile İmam Malik tarafından Kûfe'de bir hıyanete uğraması olasılığının mevcudiyeti yönünde ikâz edildiyse de, bu uyarılara pek aldırış etmeden Emevîler Hâlifeliği'ne karşı yeni bir kıyam hareketi başlatmak üzere Kûfe'ye doğru yola çıktı. Zeydîler'in inancına göre İmâm Zeyd Kûfe'ye vardığında tam muharebenin başlamasından bir saat evvel Kûfeliler kendisine Hz.Ebubekir ile Hz.Ömer hakkındaki görüşlerinin hangi istikamette olduğu sualini yönelttiler. Zeyd'de onlara cevaben: şeklinde karşılık vermesi üzerine derhal ondan desteklerini çekerek, kendisine “Ebubekir ve Ömer’e düşman ol” dediler. O da, onlara; şeklinde karşılık verdi. Bunun üzerine Dört Yüz kişi hariç, diğerleri -kaynakların çoğunda 28.000 kişilik ordunun- onu savaş alanında terk ettiler. Zeyd, bunlara “Beni terk ettiler,” manâsına gelen “Ve kad rafadûnî” dedi. Bu kelimeden dolayı, kendi ordusundan ayrılmak surtiyle ona hıyânet edenlere Râfızîler adı verildi. Zeyd'in yanında kalarak onunla birlikte savaşarak şehid düşenlerin takipçileri olduklarını söyleyenlere de Zeydîler adı verildi. Burada yapılan savaşta Zeyd öldürüldü. Naaşı Kûfe’ye, başı Mısır’a defnedilmiştir. Eserleri - Mecmû‘u’l-Fıkh: Zeydî fıkhının temel kaynaklarından biridir. - Musned Zeyd: Hadisleri içeren bir eser olup, Zeydî hadis literatürünün temel kaynaklarındandır. - Kitâbü’l-İmâme ve’ş-Şurût: İmamet ve liderlik konularında görüşlerini içeren bir eser.
|
Hoşgeldiniz...
Hoşgeldin, Ziyaretçi: Sitemize üye iseniz buradan oturum açabilirsiniz :) Hala üye değil misiniz? Ücretsiz üyelik hesabı alın! Yasal Uyarı
Bu internet sitesi içeriğinde yer alan tüm yazılar Gidenler.Me’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Gidenler.Me, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Gidenler.Me Blog'da yer alan tüm yazılar/makaleler bilgi edinme amacı ile sınırlı olup Gidenler.Me'den izin alınmaksızın değiştirilemez, çoğaltılamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz, umuma iletilemez, başka bir lisana çevrilemez.
|
