Yazar
Hasan | 131 Okuma | 12-20-2025, 08:51 PM
Takvimler 17 Kasım 2019'u gösteriyordu. Bu yazı itibariyle 6 yıl öncesini (bu arada zaman ne kadar geçmiş öyle). Haberlere ise etkisi daha sonra yansıdı ama değişmeyen tek şey şu anons oldu: Covid-19'un ilk vakası Çin'in Hubei bölgesinin başkenti olan Vuhan'da ortaya çıktı ve dünyaya hızla yayılıyor. Tabi haberlere yansıması bizde biraz geç oldu ama merakla takip ediyorduk bu olanları. Çoğu ülke ziyaretçilere kapıları kapattı. Daha sonra bu ülkeler virüs yayılmasın diye vatandaşlarına da sokaklarını kapattı(sokağa çıkma yasakları).
Tabi bizde de bu çokça tartışıldı. Medyada "ha geldi ha gelecek, ya bu devlet nerede, ya hükümet neden önlem almıyor..." gibi söylemler, eleştiriler... Şöyle bir geriye bakarsam, gerçekten de öyleydi. Her ülkede seyahat yasağı vardı ama Türkiye çok geç kalmıştı. O dönem takip ettiğim ekonomistlere bakarsanız bizim bu yasakları yapacak ekonomik gücümüz yok bizi perişan eder diyorlardı ki zaten sonrasında ekonomik perişanlıkta gelmişti.
Neyse efendim bizde de takvimler 11 Mart 2020'yi gösterdi. Dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin KOCA açıklama yapacak diye tüm herkes ekranlara kitlendi ve Türkiye'de Covid-19 vakası görüldü dediği o açıklamanın sonunda herkes ne yapacağız, ne olacak, nasıl korunacağız, bize bulaştı mı... gibi soruların çözümünü ararken ilerleyen saatlerde dönemin İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU'nun -yanlış hatırlamıyorsam gece 10'da açıklama yapmıştı yasağa 2 saat kala- bugün saat gece 12 den sonra iki gün sürecek sokağa çıkma yasağı ilan edeceğiz açıklaması Türkiye'de kıyamet koparmıştı. Yani nasıl koparmasın ki? Millet sokağa dökülmüş, herkes can havliyle açık yerler arıyor, ekmek arayan mı, pirinç alan mı, luppo alan mı (Luppo sembolü olmuştu o dönemin herkes erzak alırken şortlu bir abimiz sadece Luppo almıştı
)? İzdahamlar ve milletin twitter (şimdi X) üzerinden "hükümet istifa, soylu istifa yazıları".
İlerleyen günlerde her şey değişti. Sokağa çıkma yasakları süresi arttırıldı. Eve tıkılıp kalmıştık. Ölüm haberleri de geliyordu. Genellikle 65 yaş üstü ve solunum yollarından hastalıklı olanların bu salgında öldükleri kaydediliyordu. Bizim milleti bir huyunu seviyorum, konu ne kadar ciddi olsa da bir mizah mutlaka oluyor. Özellikle sosyal medyada 65 yaş üstü vatandaşlarla geçilen dalganın haddi hesabı yoktu. Şimdi arattım bulamadım videoları. Hatta daha sonra bu videolar suç teşkil ediyor diye yasaklandı.
Bitti mi? Hayır...
Covid-19 testleri yaptırdık millet. Çoğu Covid-19 olup işe gitmemek ümidiyle test verdi. Kimi bunun engel olup dışarda olamamak yüzünden geciktirdi. Ama her şekilde o testleri verdik. Ben bir defa yakalandım. Yakalanma sebebim bir siyasi partinin mitingiydi. Yahu salgın var neden miting yapılıyor, hadi yapıldı abi bu millet neden buna gidiyor, lan hadi gittin virüsü aldın neden ortalıkta Azrail gibi gezip bize bulaştırdın? Birinde 10 gün istirahatliydim. Hayatımın en güzel 9 günüydü. İlk gün evime tulumlu sağlıkçılar geldi. Cüzzamlıymışım gibi yaklaşmadılar buna bir şey demiyorum ama şeytan taşlar gibi ilaçları kafama attılar. Lan ben insanım ya! Sen korkuyorsun eyvallah ama böyle de davranılmaz insana. İşin tuhafı ailem bir yerde ben bir yerde. Alışveriş yapamadım evime kimsem yok. Sağolsun arkadaşlar kapıma sepet bıraktı iple aşağı indir biz alınacakları sana veririz demişlerdi. Ziraat Bankası maaş bankamdı ve maaş bankam olduğu halde her havaleden fast parası kesiyordu. Bu dönem bari yapmasaydın be! Siz yakalandıysanız verdiler mi bilmiyorum bana favicovir denilen bir ilaç vermişleri. İlaç normalde sıtma hastalığı için kullanılıyormuş, ben bunu Covid-19 da kullandım. Bir de günde bir paket bitirttiler bana öleyim diye yaptılar herhalde. Sabah 14, öğle 7, akşam 14 hap içeceksin diyorlar. Abi o zaman intiharın yasalı gibi bir şeydi bu herhalde ya kimse sorgulamadı biz neden bu kadar çok ilaç kullanıyoruz diye. Şimdi düşünüyorumda belki de adam covidden ölmedi doktorların bu bilinçsizce verdiği ilaçlardan öldü. Çünkü belli bir süre sonra kimseye ilaç vermediler. Acaba tazminat davası bundan açılır mı?
Tabi işin bir de acayip bölümü vardı. Polisler sipariş ve maaşını getiriyordu
Ya ne alaka bunlar? Adamlar ekmek taşıdılar ya! Bu daha da ilginç adam seni mi korusun yoksa kuryelik mi yapsın! Dünya da ben bir örneğini görmedim gören varsa alta yazsın 
Hatırlar mısınız 1.5 metrelik sosyal mesafe vardı. Araç içinde çapraz oturacaktınız. Bir koltuk boş bir koltuk dolu şekilde ve Şoförün yanında değil çaprazında oturarak seyahat edecektiniz. Yan yana giden bir amca ile teyzenin bir Polis çevirmesinde yaşadığı diyaloğu yazayım:
Polis: Amca, teyzeyle yan yana gidemezsiniz teyze arkaya geçecek.
Vatandaş: Neden
Polis: Yeni yönetmeliği okudun mu amca
Vatandaş: Yok evladım
Polis: Amca eşinle yan yana oturamazsın, yasak. Teyzem senin arka çaprazına oturacak.
Vatandaş: Oğlum niye oturuyor, bu benim karım. Öyle şey mi olur?
Polis: Amca devlet bunu koymuş mecbursun.
Vatandaş: La oğlum bunu çıkaran bilmiyor mu ben gelirken bu kadınla aynı yataktaydım akşam da aynı yatakta yatacam. Devlet oraya da mı el atacak...
Adım başı bir polis noktası. Bir de saçma sapan bir şey vardı. Yolculuk ederken her adımda 14 gün boyunca evden dışarı çıkmayacağım yazısını imzalıyorduk da abi daha ben gideceğim yere varmadım ki? Daha gideceğim yere gelmeden 7-8 tane belgem vardı.
Tiyatro, sinema, avm... kapalı, Covid tedbiri! Tabi sonra bunu yumuşattılar sosyal mesafede oturduk. Kapasitesi 300 kişilik salonda 100 kişi film veya tiyatro seyri yapıyorduk. Ama bunun yumuşamadığı tek yer ÖSYM sınavlarıydı. Abi ÖSYM'nin farkını biri bana anlatabilir mi? Hem bir de online üniversite okuyanlar var. Nerede onlar hele bir çıkın hele, nasıl bitti o üniversite deyin hele 
Youtube bence o dönemin en sükse yapan sosyal ağı diye düşünüyorum. Yapacak bir şey yok, ya bir film, dizi veya oyun oynayan izleyeceksin ya da oyun oynayacaksın zaman geçmiyor. Bakma sen PuBG, Free Fair, Call of Duty, Genshin Impact... Bak unutuyordum söylemeyi, altın ve kripto paralar olağan dışı artmıştı. Herkes bir kripto uzmanıydı, "Sen al Solana'yı unut, Shiba'yı at kenara karışma"... Bir de özgürlük simgesi MARKET POŞETİ. Bunu aldığın zaman sokaklar sana açılıyordu. Kimse seni durdurmuyordu. Polis, nereye beyfendi dediğinde poşeti gösterip markete abi dediğin zaman ah ah. Neden diye sorabilirsiniz, İdari Para Cezası vardı kardeşim. Adam geliyordu elinde bir A4 kağıdı ile 700 TL mi 800 TL mi para cezası yazıyordu. Sonra affedildi daha sonra ödeyenlere de geri yatırıldı.
Öyle ya da böyle o dönemi atlattık. Bir daha gelir mi bilmiyorum ama yaşamakta istemiyorum. O dönem gençtim ve güzeldi kendi açımdan ve kendim için artık yetişkin bir bireyim, benden uzak kalsın.
O dönemki haberlerden birkaçı
https://www.dw.com/tr/türkiyede-pandemi-...a-56822009
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-52256094
Yazarımız Hasan hakkında: Adım Hasan, ama bir dönem MyBB kullananlar beni Yondaime nicki ile tanırdı. 2009 da başladı web maceram, MyBB, Wordpress, Matematik, Adalet, Bilgisayar Programcılığı, derken şimdide burada bir şeyler yapmaya çalışıyorum :)