0

İyi insan olmak mı, İyi olarak kalmak mı?

Aklıma takılan ve cevap bulamadığım tek soru: İyi insan olmak için uğraşmak mı yoksa iyi olarak tanındıysan bu çizgini korumak mı? Acaba hangisi daha zor?

Hatırlıyorum da bir ortama ilk girdiğim zaman benim için düşünülenler "çok havalı olmaya çalışıyor", "burnu çok havada", "bize pislikmişiz de yaklaşmıyor" ... diye düşünen ve daha sonra da benimle tanışıpta "senin hakkında bunları düşünüyorduk duruşunla yaklaşımın birbirinin çok zıttı, sen iyi bir insanmışsın" diyen arkadaşlarla doluydu. Neden böyle düşündünüz diye sorduğumda ise "ya biz şakalaşıyorduk diğerleriyle ama sen buna katılmıyordun", "konu ne olursa olsun sohbete katılmıyordun", "derste hocayı pür dikkat takip edip ders sonlarında kütüphaneye gömülüyordun ve bizleri görmezden geliyordun çalışma odalarında" sözleriydi. [Sohbete dahil olmazdım bana kimse bir şey sormadı ve bana kimse söz hakkı tanımadı; şakaya katılamazdım insanlar samimi olduklarına şaka yapar; hocayı pür dikkat takip ederdim evet ama onu derste anlamak zorundaydım eğer onu anlayamazsam bunun üstesinden gelebilmek için daha fazla efor harcamam gerekecek, bu da günlük hayatımda bazı şeylerde tasarrufa gitmem demek ve ben bunu istemiyordum; kütüphaneye gün sonu giderdim ve anlatılanları başka kaynaklardan da incelemek anladığım ver varsa hemen düzeltmek, anlatılanlarda eksik bir şeyler varsa gidermek, fazlası varsa dahasını da öğrenmek istiyordum. Bu durumlarda çok konsantre olduğum için sadece aradığım şeye odaklıyımdır gözüm kimseyi görmez.] Daha sonra ise bir arkadaşımın sözüydü bu daha sonra samimiyeti bu hareketimden dolayı kurmuştuk: "tüm arkadaşlarım bana yardım etmezken senden bir istekte bulunduğumda ki -ben seni tanımıyorum neden benden bunu istiyorsun, yok- diye beni reddedeceğini düşünürken sen sadece; defter burada sıranın üstünde senin eksiğin nereyse al eksiğini tamamla ve bana defteri eksiksiz getir dedin, ben ondan önce birinden ihanete uğramıştım ama sen beni daha tanımadan bana yardım ettin" demesiydi. Evet çalışmaya çalışan her dersi en ön sıralardan takip eden biriydim üniversite öğrencisiyken ama bunu yapma nedenim sınıf birincisi olmak değil, insanları aşağılamak değil tam aksine kendi notum dışındakilerini anlamamaktan ayrıca ben öğrenciysem ve bu dersler katılamak benim ödevimse bunu yerine getirmek için çaba sarfetmemden kaynaklıydı. Bunlarda beni; havalı(!), kendini beğenmiş(!), ... gibi ithamlarda bulunulmama yol açıyordu şaşır

Resim

Ama işin tuhaf yanı bu olay iyi bir dost kazanmamı sağlayıp beni iyi gösterirken diğer yandan benden not isteyen diğer sınıf üyelerinin ise beni saf salak görüp sadece sömürülme aracı olarak görülmemi de göstermişti. Demek ki onların gözünde "iyi insan", kendi sınırları olmayan ve sömürülmeye izin veren insan demekti. Her ne kadar ben notlarımı paylaşsam karşılık beklemesemde -iyi veya kötü- "keriz" yerine konmama neden olmuştu. Tek bir hareket ama iki farklı bakış açısı. Bu birileri için beni iyi gösterirken diğer taraf için köprüyü geçene kadar iyi bir insan olarak görmeler için yeterliydi. Bazı arkadaşlarım notlarını verme, bazıları parayla sat gibi akıl veriyorlardı ama ben öyle düşünmüyordum. Hala da aynıyım. Bilgi para ile satılmaz ve para ile alınmamalı da. Bilen insan gelişir, yanındakini geliştirir ve bu böyle domino etkisi yaratırsa gelişmekte olan ülke değil gelişen ve muhasır medeniyetler seviyesinde bir ülkenin vatandaşı oluruz. Ama tek başıma bunu başaramadım ama bu ülkümden de vazgeçmedim.

Bir gün kimdi bilmiyorum biri defterimi isteyip getirmeyene kadar (benim defterim derslerde bende aralarda millette fotokopi için geziyordu). O benim için milattı çünkü soyut cebir notlarım yoktu. Çalışacağım tek şey ara sıra baktığım bir kitaptı ve bu kitapta yazım hatalarıyla dolu. Diğer defterlerim için bu riski göze alamam dedim ve notlarımı paylaşmayı sonlandırdım. İşte o gün "iyi insan" olan ben, kainattaki en şeytani yaratığa dönüştüm bir takım sınıf arkadaşlarım tarafından. Çünkü onlar derse gelmeyen gelse de not tutmayan insanlardı, zaten kerizimiz var bizim not tutmaya ya da derse gelmemize ne gerek var gözüyle bakıyorlardı. "Bazı insanlara ne kadar iyilik yaparsanız yapın, bir gün 'hayır' dediğinizde sizden daha kötüsü olmaz. Çünkü onların hafızası, sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiğiniz sürece çalışır.(Charles Bukowski)". Akran zorbalığının en alasını gördüm. Sınıfta dışlanma, yemekhane de dışlanma, ... en azından dayak yemedim o benim için yeterliydi. Sonra baktılar ki bu yöntemlerle bu iş olacak gibi değil vicdani olarak beni ikna yolları başladı ama asla sebebi benim kötülenmem değil elimdeki notların gitmesinden korkuyordum(bir şeyler öğretecek bir adam olacaktım ve zorda kaldığımda başvuracağım ilk şey kence tuttuğum notlarımdı). Beraber gidelim fotokopi çekin sözü bile yeterli olmuyor, notları isteyen arkadaşlar zaten bana ders vermek(!) -ki defterlerimi yok edip intikam alacaklar- için kabul etmiyordu. Evet finallerde beklenen oldu kalanlar bana "yaptığını beğendin mi? Notların olmasaydı kalmayacaktık! Nasıl bir insansın?" diye isyan ediyor, hataların müsebbibi olarak beni görüyorlardı ama unuttukları bir şey vardı: Başarısızlıklarının müsebbibi ben değildim; ben kimsenin sırasını işgal etmemiş, kimsenin defterini ve kalemini elinden almamıştım. Kendi tembelliklerinin faturasını bana keserek vicdanlarını rahatlatıyorlardı. Ama nasıl olduysa iyi bir insan olarak başladığım bu yolda bu iyiliğimi koruyamamıştım.

Diğer yandan gruptaki samimi olduğum arkadaşlara bakalım yani beni yardımsever görüp bana "iyi bir insanmışsın" diyen diğer grup: Onlar bana iyi dediler ama onlar benden daha iyilerdi. Karşılıklı olarak eksiklerimizi kapatmaya çalıştık. Benim eksiğimi görüp "hatayı burada yapıyorsun, bu tuzağa düşmemek için şu yolu dene." gibi teklinlerle kendimi geliştirme imkanı yaşattılar. Ben iyi biri olarak nitelendirilmiştim ve bu nitelendirilmem bitmeden devam ediyordu onların gözünde. Burada kendi bencilliğimden dolayı kimse benim iyilik yargımı yadırgamıyordu. Bir konuda eksiğim olup yardım isteyip bu eksiği kapatırken, diğer yanda eksiği olana bildiğim yeri anlatıp konuyu rahatça kavramama destek oluyordu. İki taraftanda (hem anlatan hem de öğrenen) kazan kazan da ben kazanıyordum. Ama iyi bir insan sıfatını koruyordum.

Anlayamadığım nokta işte tam burası: Bir tarafa yardım etmeye çalışırken kötü olarak nitelendiriliyorken, diğer tarafa yardım ettiğimde bu benim çıkarıma hizmet ederken iyi kabul ediliyorum. Tam tersinin olması gerekmez miydi? Aslında hayır. Yaşadığım bu deneyim bana gösterdi ki; ilk grup benim iyiliğimi bir "görev" olarak benimsemişti. Onlar için "iyi insan", sınırları olmayan ve sömürülmeye elverişli insandı. İkinci grup ise emeğe, insana ve paylaşıma saygı duyuyordu. İyilik, kendini feda etmek değil; emeğinin değer gördüğü yerde, doğru insanlarla birlikte çoğalmaktır.

Dipnotlar
1. Friedrich Nietzsche / Köle Ahlakı: Nietzsche, ahlakı "efendi" ve "köle" olarak ayırır. Köle ahlakına sahip zayıf karakterler, disiplinli ve güçlü olanı "kötü" ilan ederek kendi yetersizliklerini ve tembelliklerini meşrulaştırmaya çalışırlar.
2. Albert Camus / Sorumluluk Yansıtması: İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu alamadıklarında karşılaştıkları başarısızlığın suçunu, kendilerine daha önce yardım etmiş olan kişilere yükleme eğilimindedirler.
3. Sınır Çizmenin Etiği: Psikolojide "Hayır" diyebilmek, bireyin özsaygısını koruma eylemidir. Sınırları olmayan bir iyilik erdem değil, istismara davetiyedir.


Yazarımız Hasan hakkında: Adım Hasan, ama bir dönem MyBB kullananlar beni Yondaime nicki ile tanırdı. 2009 da başladı web maceram, MyBB, Wordpress, Matematik, Adalet, Bilgisayar Programcılığı, derken şimdide burada bir şeyler yapmaya çalışıyorum :)

user avatar


 

Yazıya herhangi bir yorum yapılmadı


 
Reklam
Reklam


Kategoriler


Yasal Uyarı
Bu internet sitesi içeriğinde yer alan tüm yazılar Gidenler.Me’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Gidenler.Me, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Gidenler.Me Blog'da yer alan tüm yazılar/makaleler bilgi edinme amacı ile sınırlı olup Gidenler.Me'den izin alınmaksızın değiştirilemez, çoğaltılamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz, umuma iletilemez, başka bir lisana çevrilemez.


Türkçe Çeviri: MyBB, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group.
GM v1.0.21 theme designed for MyBB